Sayfalar

Ne Aramıştınız?

20.04.2018

Zina Yapmamak İçin Kendi Kendini Hadım Etmek Caiz midir?

zina-yapmamak-icin-kendimi-hadım-etmem-caiz-mi
Soru: Hocam farklı kadınlarla zina ediyorum,her defasında pişman olup bir daha yapmayacağım diyorum ama kendime hakim olamayıp yine yapıyorum,ben çaresini bulamadım bu yüzden artık bu günahı işlememek için kendimi hadım etmeyi düşünüyorum.
Bunu bir arkadaşa da söyledim bir yanlıştan kurtulmak için başka bir yanlış yapılamaz dedi.Kendimi hadım etsem caiz midir?Ne yapmalıyım? 


Cevap : Zinaya yapan biri zina yaptığı için pişman olup bir daha yapmak istemiyorsa ve zinaya çare arıyorsa bunun çaresi kendi kendini hadım etmekte değildir,kendi kendini hadım etmek dinen caiz değildir.Bunun yerine cinsel arzulardan kurtulmak için dua okumalı,cinsel arzuları bastırmak için dua öğrenmeli şehvetten kurtulma duası okuyup zina illetinden kurtulabilir.

Aklına zina geldiğinde yada zinaya yöneldiğinde hemen abdestini alıp namaz kılan bir kişi zinadan derhal uzaklaşır.
Allaha yönelip,Allah C.C emrettiği ibatleri ve emirlerini uygulayan bir kişi zina etmek şöyle dursun zina aklına dahi gelmez.
Allah yar ve yardımcın olsun...

Devamını Oku »

10.04.2018

Deizm ve Deist Nedir? Deizmin Özellikleri

Sizden gelen sorulardan bazıları;deizm aristoteles nedir?,deizm özellikleri nelerdir?,deizm iddiaları gerçek mi?,deizmin temsilcileri kimlerdir?,deizm tehlikesi var mı?,neden deizm?, deizm sözleri neler?,deizm hakkında makale... şeklinde sorulan sorulardı.Tüm bu soruların cevaplarını ve deizim hakkında merak ettiğiniz her şeyi aşağıda sizler için paylaştık.
deizm_nedir_kimlere_deist_denir
Deizim Konusuna Dini Yönden Açıklama
Deizm,yaratanın varlığını ve âlemin ilk sebebi olduğunu kabul etmekle birlikte, akla dayalı bir tabii din anlayışı çerçevesinde peygamberliği, ahireti şüphe ile karşılayan veya inkâr eden felsefi ekolün adıdır. Bu düşünceye sahip olanlara da deist denilmektedir.
Soruda geçen konunun anlaşılması için ciddi bir altyapıya ihtiyaç vardır. Bu sebeple konuyu kısa birkaç satırda özetlemek gibi bir imkânımız yoktur. Çünkü, bu konunun anlaşılması, Allah’ı bütün isim ve sıfatları ile tanımak, bu sıfatların neyi gerekli gördüklerini kavramak, ölümden sonraki hayatın varlığına inanmakla mümkündür. Burada birkaç noktaya işaret etmekle yetineceğiz.

Her konunun kendine has bir uzmanlık alanı vardır. Uzaktan bakmakla bazen bir yıldız, bir yıldız böceği görülebilir. Konuyu yakından bilmeyen kimselerin bir matematik, kimya, fizik formülünü saçma olarak görmesi normaldir. Semavî dinlerin hikmetlerini yakından bilmeyenlerin de bunların saçma olarak değerlendirmeleri kaçınılmazdır.

Bizzat gözümüzün önünde cereyan eden insanların yaratılması, mevsimlerin değişmesi, gece gündüzün nöbetleşe yer değiştirmeleri, çekirdeklerin meyve veren ağaçlar olması, bir tane mısırdan bin tane alan mısır başaklarının bitirilmesi gibi binlerce olaylar birer realite olarak ortadadır. Bu olayların nasıl meydana geldiğini bilimsel olarak anlayıp kavrayan kaç insan vardır. Özellikle üç yüz yıl önce bunların mahiyetini bilenlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmiyordu. Şu var ki, bu olayların, bu gerçeklerin çoğu insanlar tarafından bilinmemesi, bunların gerçekliğine zerre kadar tesir etmemiş ve bu gerçekler yollarına devam etmişlerdir. Dinî konuların bazı kimseler tarafından anlaşılamaması, akıl erdirilememesi, bu gerçeklerin durumunu değiştirmez.

Her devletin, her saltanatın, her sultanın yurttaşlarını devlete itaat eden ve isyan edenler diye ikiye ayırması, adalet ve merhametin bir gereği ve sosyolojik bir zorunluluktur. Çünkü, itaatkâr vatandaşlar ile isyankâr vatandaşları aynı kefeye koymak büyük haksızlıktır. İnsanları öldüren bir seri katil ile, öksüzleri, yoksulları doyuran, huzur evleri inşa eden vatansever bir hayır sahibini aynı kefede değerlendirmek ne adalete, ne insanlığa, ne de büyüklüğe sığacak bir tarafı vardır. Din olmazsa, iyi ile kötü insanı birbirinden kim ayıracak? Ahiret hayatı olmazsa, zalime kim ceza verecek, mazlumun hakkını kim alacak?

Her padişahın, her sultanın, her hükümdarın kendine itaat eden, nimetlerine karşı teşekkür eden raiyelerini mükâfatlandırması, memurlarına maaş vermesi, yurttaşlarını himaye etmesi, bunun aksine davranışlarda bulunan canileri, katilleri, zalimleri, hırsızları cezalandırması, onları hapse atması, toplumda anarşinin olmaması, otoritenin sağlanması için elbette çok gereklidir. Mevcut otoritenin masumları himaye etmesi onun şefkat ve merhametinin bir gereği olduğu gibi, zalimleri cezalandırması da bu otoritenin izzet ve haysiyetinin korunmasının gereğidir.

Ezelî sultan, ebedî padişah olan yüce Allah’ın sonsuz merhametini göstermek için mahluklarına bin bir çeşit nimet verdiği gibi, otoritesinin haysiyetini muhafaza etmek için de edepsizlere hakkettiği cezayı vermesi de o kadar önemlidir. Hz. Adem (as)’den beri genel prensip olarak kendisine itaat eden peygamberleri ve onlara iman edenleri koruyup kollayan, onların davalarını üstün kılan, kendisine itaat etmeyen inkârcı nankörleri helak eden Allah’ın bu prensibinin varlığı, dinlerin bir vaka olarak var olduklarını göstermektedir.

Eğer ölüm zalim ile mazlumu eşitliyorsa, katil ile maktulü aynı akıbete yolluyorsa, her ikisi de ölmekle ebedi olarak yok oluyorlarsa, hiçliğe gidiyorlarsa, o zaman dünyada numunelerini dünyada gözle gördüğümüz Allah’ın sonsuz adaletini, merhametini bile bile inkâr etmek gerekir.

Adalet,dengelerin gözetilmesi manasına gelir. Gökleri ve yeri, atomları ve molekülleri, yıldızları ve sistemleri ve galaksileri harika bir düzen ve denge üzerine kurmakla sonsuz adaletini gösteren Allah’ın, öbür dünya hayatını yaratmayıp, zalim ile mazlumu aynı kefeye koyması mümkün müdür? Elbette her gecenin bir sabahı, her kışın bir baharı olduğu gibi, ölüm gecesinin de bir mahşer sabahı ve kıyamet kışının da bir haşir baharı olacaktır. Bu da hak dinlerin doğruluğunun en açık kanıtıdır.

Diğer taraftan, kainatın yaratıldıktan sonra kurulmuş bir saat gibi çalıştığını iddia etmek de yersizdir.
Güneşin ışıklarını gösteren bir ayna bu ışıkları sürekli göstermesi için her an güneşin ışığına, ısısına ve renklerine muhtaçtır. Güneş ışıklarını keser kesmez aynanın kendisi karanlığa gömülecektir. Bunun gibi Allah, bizde ve kainatta tecelli eden isimlerini çekse kainat yok olacaktır. Bu nedenle her şey her anında Ona muhtaçtır.

Buna bilimsel bir örnek olarak kendimizi verebiliriz: Vücudumuz, bir ilaç gibi bir defa yapılan ve sonra öylece bırakılan bir şey değil, daima yenilenen bir terkiptir. Bir sene boyunca bağırsaklarımızda ölen ortalama toplam hücre ağırlığı 90 kg’dır. Ölen deri hücrelerimizin ağırlığı ise 45 kg’dır. Her gün vücudumuzda 200 milyar alyuvar ölür ve saniyede 10.000 alyuvar yaratılır. Vücudumuz altı ayda bir tamamen yenilenen harika bir terkiptir. İnsandaki bu muazzam derecedeki faaliyetin bir salise bile çekilmesi insan hayatının bitmesi için yeterlidir.

Acaba Allah bu kainatı bir kere yapsın ve bütün işleri şuursuz, kör ve sağır sebeplere havale edip çekilmesi mi daha mantıklıdır.

Yoksa bu kainatı sonsuz gücü ile yaratması ve her an tecelli edip kullarını duyması, görmesi ve cevap vermesi mi yaratılış maksadına daha uygundur. Zaten deizmin yaratılış gayesi konusunda bir fikri olmadığı da bilinmektedir. Örneğin, görmeyen, duymayan, aklı olmayan, bir kimseye bir bisikleti bisikletin bir milini bile yaptırmak bile mümkün değildir. Akıllı olan bir kimse,akılsız,kör ve sağır bir kimseye bu işi yaptırabilir mi?

Aynen öyle de Külli bir Şuur sahibi olan Allah, kainattaki bu muazzam derecede cereyan eden düzeni, akılsız, şuursuz ve kör sebeplere havale eder mi?

Bulutlar, denizler, yıldızlar, balıklar, arılar, ağaçlar, havadaki oksijen dengesi, karbon dengesi vücudumuzdaki bu muazzam sistem ve bunları meydana getiren atomlar, akılsız, kör ve sağır oldukları halde bu işi nasıl yapabilsinler?

Kısacası, her şeyi her an yaratan, bilen, gören, varlılarına devam ettiren ve devam etmeleri için her türlü ihtiyaçlarını her an karşılayan bir Allah’ı kabul etmemek, bütün bunların akılsız, kör, sağır, merhamet duygusu olmayan sebepler yapıyor anlamına gelir ki; buna şeytan bile inanmaz.
Ayrıca, Kur’an-ı Kerimin Allah kelamı olduğunu ispat eden binlerce delil deizm fikrini çürütür.

Örneğin, Kur’an, Lut gölünün dünyanın en alçak yeri olduğunu yaklaşık 1400 sene önce söylüyor ve bunu bilim dünyası son yüzyılda teknolojinin gelişmesiyle ancak keşfedebiliyor.Bunun gibi yüzlerce delil, deizm’i çürütür.

Sonuç İtibariyle: İslâm'a göre alem­deki kanunilik, Allah'ın isterse değiştire­bileceği "meşîet"inden ibaret olduğu için gerek mikro gerekse makro planda mut­lak olarak Allah'ın yaratıcı gücüne ba­ğımlıdır. Dolayısıyla Allah ile âlem ara­sındaki yaratan yaratılan ilişkisi, deiz­min bir defa olup bitmiş ve artık söz ko­nusu edilmemesi gereken bir yaratan yaratılan ilişkisi değildir.

Allah'ı âlemden ve insandan uzaklaştıran yanlış bir aşkınlık anlayışına sahip deist iddianın ak­sine Allah "yerin ve göklerin nurudur" (Nür 24/35) ve İnsana "şah damarın­dan daha yakındır". (Kaf 50/16)


Deizmin Bilimsel Yönden Açıklaması
Deizm veya Yaradancılık, tüm dinleri reddeden tek Tanrı inancıdır. Deizm genel olarak Dünya'ya veya Evren'in işleyişine müdahale etmeyen tek tanrı olduğuna inanır. Ayrıca mantık ve doğal dünyaya dair gözlemlerin kaynağını oluşturduğu; dinsel bilgiye dolaysız biçimde sadece akıl yoluyla ulaşılabileceği ilkesini esas alır, bu sebeple vahiy ve esine dayalı tüm inanış biçimlerini reddeder.

İnanışın tanımlanmasında kullanılan doğal din ya da doğal inanç kavramları, hiçbir aracı olmaksızın sadece akıl yoluyla kavranabilecek yalın bir Tanrı inancını belirtir.Bu inancı benimseyen kişiye Deist denir. Deizm kavramı ilk olarak 17. yüzyılda özellikle İngiltere’de kullanılmaya başlanmıştır. Deist kavramı yazılı olarak belki de ilk kez Piere Viret'in İnanç ve İncil Öğretisi Eğitimi (Instruction Chrétienne en la doctrine de la foi et de l'Évangile) adlı 1564 tarihli yapıtında kullanılmış olup; Pierre Bayle'nin Tarih ve Eleştiri Sözlüğü adlı yapıtında Piere Viret maddesinde ilgili bölüm yeniden basılmıştır.Terim Latince Tanrı anlamındaki Déus sözcüğünden türetilmiş ve özgür düşüncelilerin Tanrı inancını belirtmede kullanılmıştır.

Evreni yaratan, işleyişi için doğa kanunlarını koyan, ayrıca insanlığa ve evrene müdahalede bulunmayan; doğruları keşfetmeleri için insanlara akıl veren bir Tanrıya duyulan inanç deizmi ifade etmektedir. Deistler genellikle bu doğrultuda evreni Tanrı tarafından tasarlanan, hareketi başlatılan; dışarıdan müdahale olmadan doğa kanunlarına uygun şekilde işleyen bir bütünlük olarak görme eğilimindedir.

Kehanetlerin, mucizelerin, dinsel dogmaların, demagojilerin ve kaynağı ilahi ilan edilen dinlerin reddinden dolayı peygamberler, kutsal kitaplar, sevap, günah, ibadet, dua, vahiy, melek,cin,şeytan,cennet,cehennem, ahiret ve kader gibi kavramların bu inanışta yeri yoktur. Belirli bir öncüsü, merkezi bulunmaması sebebiyle deizmde ihtiyaç duyulan tek şey sağduyulu olmak ve her şeyi akıl süzgecinden geçirmektir.

Deizmin temel inançları dışında bazı deistler ölümden sonra yaşama veya reenkarnasyona inanabilir. Bununla birlikte deistlerin ruhun ölümsüzlüğüne dair inançları hayli çeşitlidir. Ruhların Tanrı tarafından ölümden önceki hayatlarındaki davranışlarına göre ödüllendirileceğine ya da cezalandırılacağına veya sadece ruhun ölümsüzlüğüne inanan, ruhun ölümsüzlüğü konusunda agnostik yaklaşım sergileyen ve ruhun ölümsüz olmadığını düşünen deistler vardır. Deist yazarlar Yüce Varlık, İlahi Saatçi, Evrenin Büyük Mimarı ve Doğanın Tanrısı gibi ifadeler kullanarak çeşitli şekillerde Tanrıya atıfta bulunmuştur.

Deizm, evrim teorisine karşı değildir. Deizme göre insan, Tanrı'nın oluşturduğu kurallar çerçevesinde, daha ilkel canlıların evrimleşmesi sonucu oluşmuş olabilir. Bir Yaratıcıya inanmak, o Yaratıcının, insanı aşama geçirmeksizin bir anda yarattığı fikrine inanmayı gerektirmez. Evrim teorisine karşı ortaya atılan akıllı tasarım görüşü deizmde bulunmak zorunda değildir.

Deist düşüncenin eski zamanlardan beri var olduğu düşünülmektedir. Deizm kelimesi ise; 17. yüzyılda özellikle İngiltere'de kullanılmaya başlanmıştır. Doğal dine inanış 17. yüzyılda Avrupa'da bir devrim olmuş; birçok kültür bu akıma destek vermiştir. Rönesans dönemindeki hümanist yaklaşım; Avrupa'nın Klasik Roma ve Antik Yunan dönemindeki düşünceleri çalışmaya itmiştir. Mitoloji üzerine yapılan araştırmalarda da; birçok dinin kendinden önceki dinlerden örnekler alarak hikâyelerde karakterlerin isimlerini değiştirerek kullandığını ortaya çıkarmıştır. Bunun yanı sıra; eski dokümanların analiz edilmesi doğrultusunda ve bilimin de sunduğu olgularla tarihte ilk defa Hristiyan toplumlar tarafından İncil eleştirilmiştir. Yapılan araştırmalar doğrultusunda, dünya tarihinin Kitab-ı Mukaddes'te anlatıldığından çok daha farklı olduğu ortaya çıkmıştır.


16. ve 17. yüzyılda Avrupalıların Amerika, Asya ve Pasifik'i de keşfetmesinden sonra; aradaki farklılıklardan, dini Nuh'tan geliş inancının bozduğuna inanılmıştır. Bu konuda Herbert; De Religione Laici (1645) de şu sözleri yazmıştır: Birçok inanış ya da din, açıkça, birçok ülkede uzun süredir vardı ve kesinlikle kanun koyucuların bahsetmediği bir tane bile yoktu, Wayfarer'ın Avrupa'da bir tane bulması gibi, başka biri Afrika'da, Asya'da ve bambaşka bir tanesi de Hindistan'da... Bu doğrultuda, Hristiyanlığın birçok din arasındaki dinlerden biri olduğunun farkına varılmış ve hiçbir şeyin bir dinin diğerinden daha iyi ya da daha doğru olduğunu ispatlamayacağına inanılmıştır.

Deizm ve Teizm
Teizm, her şeyden önce bir tanrı veya tanrıların var olduğu kabulünün üzerine kurulmuş bir düşünce yapısıdır. Teist görüşte, tanrı veya tanrılar yaratılmamışlardır, olmuş ve olacak her şeyi bilirler, sonsuz kudrete sahiptirler, zaman ve mekandan bağımsızdırlar, bilinen şeyler ile benzerlikleri yoktur. Teizmde çoğunlukla tanrı veya tanrıların evrenin işleyişine müdahale ettikleri inancı hakimdir.

Klasik teizm, anılan özelliklere sahip tanrı veya tanrıları kabul ederek her şeyi bu referans noktasından hareket ile açıklamaya çalışır.

Deist düşünceye göre de evren üstün, yüce bir varlık tarafından yaratılmıştır. Deizmde, teizmin aksine, Tanrı'nın evrenin işleyişine müdahale etmediği fikri hâkimdir.
Başka bir anlatımla deizm, teizm ile bir yaratıcı gücün varlığını doğrulaması yönüyle uyuşur fakat deizm, teizmin Tanrı'nın insanlara peygamber ve dinler gönderdiği iddiasını kabul etmemesiyle ondan ayrılır. Teistlerin ilahilik iddiasına karşın deistler dinlerin insan tecrübesinin ve bilgi birikiminin birer ürünü olarak görmekte ve bu sebepten ötürü ilahiliklerini reddetmektedir. Ayrıca teistler deistlerden farklı olarak herhangi bir dine bağlı kimselerdir.

Devamını Oku »

7.04.2018

Vakıa Suresinin Mucizevi Faziletleri

vakıa-suresinin-fazileti-ve-esrari
Vakıa Suresi elli altıncı sûredir.Mekke’de nâzil olmuştur.Vâkia,olay,savaş,çarpışma ve bela demektir.Ayette ise,kıyâmet olayı,sayhası,hadisesi anlamındadır.
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her kim her gece Vakıa Suresini okursa, ona asla fakirlik isabet etmez.”

Abdullah ibni Mes’ud (Radıyallahü Anh) vefat edeceği vakit müminlerin emiri olan Hazreti Osman (Radıyallahü Anh) onu ziyarete gelir. Ona “Neden şikayetin var?” deyince, o şöyle der: “Doktor beni hasta etti. Artık bana kim derman olabilir.” 

O zaman Hazreti Osman (Radıyallahü Anh): “Sana devlet hazinesinden maaş bağlatayım mı?" deyince, O: “İstemez” der. O zaman Hazreti Osman (Radıyallahü Anh): “Arkanda kızlar bırakacaksın onlara lazım olur” deyince, Abdullah ibni Mesud (Radıyallahü Anh) yukarıda zikredilen hadisi şerifi rivayet ederek: “Ben kızlarıma her gece Vakıa Suresini okumalarını emrettim, onlarda buna devam ediyorlar. Dolayısıyla onlarda muhtaç olmazlar” der.

Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Vakıa Suresi, zenginlik suresidir. Onu okuyunuz ve o sureyi kadınlarınıza ve çocuklarınıza da öğretiniz.” 


Rivayet Edildi ki:Bu sureyi okumaya devam eden kimse, fakirlikten emin olur, dünya kendiliğinden ayağına gelir.

Her gün sabah ve akşam bu sureyi okuyan kimse hayatı boyunca açlık ve susuzluk acısı nedir bilmeden dünyadan göçer. 
Hayatı boyunca başka hiçbir tehlike yüzü de görmez.İkindi namazından sonra 14 defa okunursa, rızık yağmur gibi yağar, Allah’u Teala işlerini kolaylaştırır.
Bu bereketli surenin her gece akşam namazından sonra okunması tavsiye edilmiştir.Rızık, fakirlik ve yoksulluktan kurtulup zenginlik nimetine kavuşmak için okuyanlar,akşam namazından sonra okumaya devam etmelidirler.

Resulullah Vakıa suresinin akşam namazlarından sonra okunmasını tavsiye etmiştir. Fakirlikten kurtulmak isteyenler, yoksulluktan bıkanlar, rızık, bolluk ve bereket isteyen kişilerin akşam namazından sonra okunması uygundur ve aksatılmadan devam edilmesi gerekir.

Bu sureyi ara vermeksizin 40 gün 40 defa okuyan kişi, asla fakirlik çekmez. Allah’u Teala o kişiye yorulmadan ve günaha girmeden helal rızıklar nasip eder.
Ölmekte olan bir kişiye Vakıa Suresi okunursa, münker ve nekir meleklerinin suallerine kolaylıkla cevap verir. 
Ariflerden bazıları demişlerdir ki: “Ölmüş bir kimsenin üzerine Vakıa Suresi okunursa, meyyitin acı ve ıstırabı hafifler. Ölümle burun buruna gelen ve can vermekte olan ağır bir hastanın üzerine okunursa, imanla göçmesine vesile olur. Azrail (aleyhhisselam) da o kimseye karşı çok nazik davranır."

Bazı ulemalar Vakıa Suresi ile alakalı olarak; ölen kişilerin için okunacak olan Vakıa suresinin onun ıstırabını ve çektiği acıyı hafiflettiğini, ölüm ile baş başa olan kişilerin ya da can çekişen kişilerin başında okunduğunda da imanlı şekilde ölmesine yardımcı olduğunu söylemektedir.

Abdestli olarak her gün sabah akşam bu sureyi birer defa okuyan kimse hayatı boyunca açlık ve susuzluk acısı nedir bilmez ve hiçbir tehlike yüzü görmez.”

İmam Kurtubi (Rahimehullah) buyuruyor ki: “Tohum ekerken E’üzü-Besmele’den sora Vakıa suresinin 63-64. ayetleri ve zikredilen duayı okumak müstehaptır. Ayrıca ekine isabet edecek zararın uzaklaştırılmasına vesile olur."

İdrar yollarında rahatsızlığı olan kişi, Vakıa Suresinin 5-6. ayetleri ile Hakka Suresinin 14. ayetlerini yazıp zemzem suyunun içinde beklettikten sonra içerse, bi-iznillah hastalığına şifa olur.

İLAVE BİLGİ :  Vakia Suresi Duası

Devamını Oku »

2.04.2018

Cüzdan Duası Lahuti Nasıl Yapılır?

Bu gün;cüzdan duası lahuti,cüzdan duası anlamı,cüzdan duası arapçası, cüzdan duası cübbeli ahmet hoca,cüzdan vefki,cüzdanda taşımak için bereket duası,cüzdanda taşınacak bereket duası...konularını paylaşacağız.Kazancının artmasını isteyenler,parasının bereketli olmasını isteyenler,parasız kalmak istemeyenler ve bereketinin artmasını isteyenler için aşağıda paylaştığımız dualar çok etkilidir.
cuzdan-duasi-lahuti-nasil-yapilir
Cüzdan duası sadece Ramazan ayının son cuması sela ile ezan arasında yapılmaktadır.Ramazanın son cuma günü Sala okunduktan sonra; Araf süresi 10.ayeti ve Sad süresinin 54. ayeti birlikte Arapça olarak yazılarak kullandığınız cüzdan içine para konulan kısma konur ve oradan bir daha ki seneye kadar hiç çıkartılmaz.Senesi dolunca da aynı zamanda değiştirilir,yani yenisi yazılıp eskisi suya atılır.

A’RÂF Sures 10.ayet 

وَلَقَدْ مَكَّنَّاكُمْ فِي الأَرْضِ وَجَعَلْنَا لَكُمْ فِيهَا مَعَايِشَ قَلِيلاً مَّا تَشْكُرُونَ

"Ve lekad mekkennâkum fîl ardı ve cealnâ lekum fîhâ maâyiş (maâyişe), kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne)."


Anlamı:
lekad : andolsun ki
mekken-nâ-kum : sizi yerleştirdik
fî el ardı : yeryüzünde
ceal-nâ : kıldık
lekum : sizin için, size
fî hâ : onun içinde, orada
maâyişe : geçim kaynakları
kalîlen mâ : ne kadar az
teşkurûne : şükrediyorsunuz

Uygulamanın aslı Araf suresinin 10.ayetidir ancak bazı yerlerde Sad suresinin 54.ayetnin de eklenmesinin faydalı olduğu söylenmiştir.

SÂD Suresi 54.ayet
إِنَّ هَذَا لَرِزْقُنَا مَا لَهُ مِن نَّفَادٍ

"İnne hâzâ le rızkunâ mâ lehu min nefâd(nefâdin)."

Anlamı:
inne : şüphesiz, muhakkak
hâzâ : bu
le : gerçekten
rızku-nâ : bizim rızkımız
mâ lehu : onun yoktur
min : den
nefâdin : bitmek, tükenmek


Devamını Oku »

28.03.2018

Kargoyla dini kitap gönderilip,alınır mı?

kargo-ile-dini-kitap-gonderilir-mi
Kur'an-ı Kerim dahil olmak üzere dini kitaplar kargo ile gönderilebilir ve internet üzerinden sipariş edilip kargo vasıtasıyla alınabilir.

Bu gibi dini yayın basımı yapan büyük matbaa firmaları veya dini kitaplar ve ürünler satan mağazalar bu ürünleri nasıl naklediyor,yada tedarik ediyor?.. Tabi ki nakliye işi yapan firmalarla veya kargolar aracılığı ile.Zaten başka nasıl bir ağ kurulabilir ki o zaman her dini kitap için özel bir kurye tutulsun ve bu kurye bu dini kitapları göğüs hizasında taşıyıp sahiplerine teslim etsin.Böyle bir şey mümkün mü tabi ki değil.


Bu yüzden dini kitapların yada dini yayınların kargo ile gönderilmesi ve kargo vasıtasıyla teslim alınmasında herhangi bir sakınca yoktur.

Devamını Oku »

21.03.2018

2018 Regaib,Miraç,Berat,Mevlid Kandilleri ve Kadir Gecesi Ne zaman?

2018 Regaib, Miraç, Berat, Mevlid kandilleri,Kadir gecesi ne zaman..? Hangi güne denk geliyor?
2018-regaib-miraç-berat-mevlid-kandilleri-kadir-gecesi-ne-zaman
Üç ayların başlaması ile İslam alemi kandillerin 2018 yılında ne zaman olduğunu merak etmeye başladı.Üç ayların girmesi ile İslam alemi ve tüm müslümanlar kandillerin ne zaman olduğunu araştırmaya başladı. 2018 Diyanet takvimine göre kandiller hangi günlere denk geliyor?
Kandiller Hicri takvime göre hesaplandığı için, günümüzde kullandığımız Miladi takvimde hangi güne denk geldiği araştırılıyor.

Üç ayların başlangıcı olan Recep ayı (19 Mart 2018) bugün itibari ile başladı. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın dini günler takvimine göre Regaip, Miraç, Kadir gecesi,Berat ve Mevlid kandillerinin ne zaman olduğu, hangi güne denk geldiği belli oldu.

2018 YILI KANDİL TARİHLERİ
Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan 2018 Kandil tarihleri;

Regaip Kandili: 22 Mart 2018 Perşembe günü

Miraç Kandili: 13 Nisan 2018 Cuma günü

Berat Kandili: 30 Nisan 2018 Pazartesi günü

Kadir Gecesi: Başladığı akşam:10 Haziran, Pazar bittiği akşam:11 Haziran, Pazartesi

Mevlid Kandili: 19 Kasım 2018 Pazartesi günü

Devamını Oku »

2018 Regaip Kandili Ne zaman?

İslam alemi ve müslümanlar için en önemli günlerinden biri olan ve ilk kandil olarak bilinen Regaip Kandili bu ay yani mart ayında kutlanacak. İbadetini yerine getirmek isteyenlerin merak ettiği soru ise 2018 Regaip Kandili ne zaman olacak..? Üç ayların müjdecisi olan  Regaip kandili ihsan gecesidir ve fazileti de bundan gelir. Regaip Kandili üç ayların başlangıcıdır. Bu özel günde ibadetlerini yerine getirmek isteyenler için Diyanet Regaip Kandilinin hangi gün olduğunu açıkladı. 
2018_regaip_kandili_ne_zaman_mart_ayinin_kacinda
2018 REGAİP KANDİLİ NE ZAMAN?
Recep, Şaban ve Ramazan ayını içinde barındıran üç ayların başlangıcı olan Regaip Kandili Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre 21 Mart ile 22 Mart'ı bağlayan gece idrak edilecek.

İbadetlerine yön vermek isteyen vatandaşların merak ettiği 2018 Kandil günleri ise aşağıda sıralanmıştır. Buna göre;

Miraç Kandili 13/14 Nisan 2018 Cuma'yı Cumartesiye bağlayan gece

Berat Kandili 30 Nisan/01 Mayıs 2018 Pazartesi'yi Salı'ya bağlayan gece

Mevlid Kandili 19/20 Kasım 2018 Pazartesi'yi Salı'ya bağlayan gece


REGAİP KANDİLİ NEDİR?
Regaib, arapça bir kelimedir ve "reğa-be" kökünden gelmektedir. "Reğa-be", kelime olarak, herhangi bir şeyi istemek, arzulamak, ona karşı meyletmek ve onu elde etmek için çaba sarf etmek demektir. "Reğîb" kelimesi ise, "reğabe"'den türemiş olan bir isimdir ve kendisine rağbet edilen, arzulanan, taleb edilen şey demektir. Müennesi, "reğîbe"dir. "Reğîbe"nin çoğulu da "reğâib" dir. Kelime olarak "Regâib'in aslı budur.

REGAİP KANDİLİ ORUCU
Üç ayların başlangıcını müjdeleyen Regaip Kandili orucu ile ilgili Nihat Hatipoğlu takipçilerinin sorularını yanıtlandı. Hatipoğlu Regaip Kandili orucu bir gün sonrada tutulabilinir veya öncede tutulabilinir. Fakat burada dikkat etmeniz gereken bir diğer husus orucu tek gün tutmamanızdır. Regaip Kandili orucu perşembe ve cuma günü olarak iki gün tutmalısınız. Nihat Hatipoğlu Regaip kandiline özel bir oruç olmadığını ifade ederek nafile orucunun tutulabileceğine işaret etti.

Regaip Kandili Orucuna Nasıl niyet edilir?
Regaip kandilinde oruç tutmak çok faziletli bir nafile ibadettir.Bu oruç farz olmayıp sünnettir.Bugün oruç tutanlara 1 yıl oruç tutmuş sevabı verilir. Bu oruca geceden niyet etmek gerekir.

RECEP AYI İBADETİ VE NAMAZI
Üç ayların ilki olan Recep, "yüceltilmiş, içine ikramlar konulmuş ay" ve "hazırlanmak" manalarına gelmektedir.

Selman-ı Farisi(ra)dan rivayet ediliyor ki:
Receb-i Şerif'in hilali girdiğinde Efendimiz (sav) bana hitaben buyurdular ki:''Ey selman! Her kim ki Receb ayında her rekatta BİR FATİHA, ÜÇ İHLAS ve ÜÇ de KAFİRUN SURESİ'ni okuyarak otuz rekat namaz kılarsa Allhü teala (cc) hazretleri o kimsenin günahlarını af ve mağfiret eder. Ona senenin tamamını oruç tutmuş sevabı verir. Gelecek seneye kadar namaz kılanlardan yazılır. Her gün onun için bedir şehitlerinden bir şehidin ameli kadar ameli yükselir.''

Receb ayının ilk günü girince Allah rızası için iki rekat nafile namaz kılınır. Sonra samimiyetle günahlara tövbe edilir. 111 defa “Allahümme salli ala Muhammed” diye Peygamber Efendimize salat-ü selam getirilir. 1660 defa “ya Allah” diye tesbih çekilir.

Üç aylar boyunca her gün 1100 kere la ilahe illallah, 100 kere de Muhammedürresulullah diye bu tesbihe devam edilir. Üç ayların sonunda ise 90 bin kelime-i tevhid çekilecektir.
1100 defa la ilahe illallah
100 defa Muhammedürresulullah
100 defa ya Allah
111 defa Allahümme salli ala Muhammed

REGAİB KANDİLİNİN VAKTİ
Vakti: Hicrî takvime göre, yedinci ay olan Recep ayının, Müslümanlar arasında kutsal kabul edilen ilk cuma gecesi Regaib Kandilidir.

EN GÜZEL REGAİP KANDİL MESAJLARI
- Güneşin pembeliğiyle doğan, saflığıyla süzülen, herkese nasip olmayan mutluluk denen o en güzel duygu hep seninle olsun. Kandilin kutlu olsun.

- Semanın kapılarının sonuna kadar açılıp rahmetin sağanak sağanak yağdığı böyle bir gecede düşen damlaların seni sırılsıklam etmesi dileğiyle kandilin mübarek olsun.

- Size karanfilin sadakatini, sümbülün bağlılığını, menekşenin tevazusunu, lalenin gururunu, leyleğın saadetini versek, bize de dua eder misiniz? Kandiliniz mübarek olsun.

- Sofranız afiyetli, paranız bereketli, kararlarınız isabetli, yuvanız muhabbetli, kalbiniz merhametli, bedeniniz sıhhatli, dualarınız kabul olsun, kandiliniz kutlu olsun.
- Yakınlık ne mekanda ne zamandadır sadece eller yukarı kalktığında aklına gelenler yakın olduklarındır kandiliniz mübarek olsun.

- Barış ve sevginin birleştiği, dostlukların daha çok büyüdüğü, hüzünlerin azaldığı, belki durgun belki yorgun, yinede mutlu ve umutlu nice hayırlı kandillere.

- Ümit ederiz ki bu mübarek gece, zor günler geçirdiğimiz; fakat gelecek adına umutla dolu olduğumuz şu dönemlerde yeniden bir uyanışa vesile olur.

- Rüzgarın kemanını çaldığı ve yağmur damlalarının pencerene vurduğu bir gecede yatağına uzanıp, keşke dediğin tüm güzelliklerin sizin olsun. Mutlu kandiller…

- Varlığı ebedi olan, merhamet sahibi, adaletli Yüce Allah kendisine dua edenleri geri çevirmez. Dualarımızın Rabbimizin yüce katına iletilmisine vesile olan bu mübarak kandil gecesinde dualarda buluşmak ümidiyle Kandilinizi kutlarım.

- Ruhu Aşk ve muhabbet mührüyle damgalı, kalbi kutsi dava ile sevdalı, sinesi heyecan, coşku tufanı ve şükür notaları ile örülmüş güzel insan, kandilin mübarek olsun.

- Yağmur yüklü bulutlar gibi gelen, eteğindeki hayır cevherlerini başımıza boşaltan ve bizlere mutluluk veren kandilin, büyüsüne kapılmanız dileğiyle. Nice kandiller.

- Geçmişin bugünle, ışığın gölgeyle umudun gerçekle, ışığın gölgeyle, üzüntünün neşeyle, öfkenin sevgiyle barıştığı nice kandillere.

- Yağmurun toprağa hayat verdiği gibi dualarında hayat bulacağı bu gecede dua bahçesinde yeşeren fidan olmak dileğiyle kandiliniz mübarek olsun.

- Sen öyle bir insan ol ki akıllar dursun, sen ona buna değil Allah’a kulsun. Ziynetler içinde parlayan bir nursun, senin gibi bir dostun kandili mübarek olsun.

- Bakiler sevgiler adına nice dilekler vardır. Ölümü bile ayırır saymayan gönüller vardır. Mesafeler araya set çekmişse ne çıkar, dualarda birleşen gönüller vardır. Hayırlı kandiller.

- Bi çarelere, dul ve aceze hatunlara bakmak için çalışıp, çabalayan kimsenin; gece sabaha kadar namaz kılan, her gün oruç tutan, meydan-I gazada cihad eden gibi Allah yanında rütbesi vardır.

- Borçlarımızdan, ceza ve günahlarımızdan kurtulmak için bu gece dua edelim.. Allah affeden ve bağışlayandır, unutmayalım.. Eller semaya kalkıp, yürekler bir atınca bu gece, gözler sevinç yaşlarıyla dolacak.. Kandiliniz mübarek, dualarınız kabul olsun!

- Konsun yine pervazlara güvercinler, hu hulara karışsın aminler,mübarek akşamdır, gelin ey Fatihalar, Yasinler…İyi kandiller.

- Yağmur yüklü bulutlar gibi gelen, eteğindeki hayır cevherlerini başımıza boşaltan ve bizlere mutluluk veren kandilin, büyüsüne kapılmanız dileğiyle. Nice kandiller.

Dua Öğren,Dua Oku ailesi olarak tüm İslam aleminin regaip kandilini kutlar hayırlara vesile olmasını dileriz...

Devamını Oku »