Sayfalar

Ne Aramıştınız?

23.04.2017

Miraç Kandilinde Yapılması Gereken İbadetler-Nihat HATİPOĞLU

Miraç Kandilinde Yapılması Gereken İbadetler-Nihat HATİPOĞLU
Nihat HATİPOĞLU-Miraç Kandilinde Yapılması Gereken İbadetler
Nihat Hatipoğlunun Miraç Kandili duası insanlarımızda büyük merak konusu. Miraç Kandili, Peygamber Efendimiz (SAV)’in Miraç’a çıkarak Allah’ü Teala’nın huzuruna çıkması hadisesidir. Müslümanlar için önemli olan bu gece 23 Nisan Pazar akşamı idrak edilecek. Peki, bu mübarek gün olan Miraç Kandili’nde yapılması gereken ibadetler nelerdir? Nihat Hatipoğlu Miraç Kandili duasını makalemizde bulunabilirsiniz!..

NİHAT HATİPOĞLU MİRAÇ KANDİLİ DUASI

Allahümme Salli âlâ Seyyidina Muhammedin ve âlâ Âli seyyidina Muhammed (Allahım (peygamberimiz) Hz.Muhammed'e ve aline (evladu iyaline) salatu selam ve esenlikler eyle )

YA RAB!

Önümüzdeki şu upuzun hayat yolculuğunda, bizi kendi idrak ve ihsaslarımızın darlığıyla baş başa bırakma; akıllarımızı inhiraf ve sürçmelerden, nefislerimizi cismânîliğin baskılarından, gönüllerimizi de hevâ ve heveslerin öldürücü oklarından sıyanet eyle. Kapının kullarını; ilimde kibir u gururdan, ibadette riya ve gafletten ve duygularına renk attıran ülfetten koru. Senin yolunda yürüyor gibi görünüp Senden uzaklaşmak, gurbet atmosferinde iç içe firkat yaşamak, hep rızadan söz edip gazap arkasından koşmak ne acıdır! Sen bizi kazanç yolu sanılan bu tür haybet vadilerinde ömür tüketmekten muhafaza buyur ya Rabbi.

EY GÜNAHLARI BAĞIŞLAYAN!

Şu mübarek gece hürmetine Bizleri bağışla, öyle bir dünyada hayata gözlerimizi açtık ve öyle bir alemde yaşıyoruz ki, önümüzde tuzak, arkamızda tuzak; uğrayıp geçtiğimiz her yerde nefis, şeytan ve aynı takımdan binlerce ifrit ağını germiş av bekliyor; yol boyu yüzlerce fitne ocağı ve isi-dumanı gelip sinelerimize oturuyor. İnayetine ihtiyacımız açık, çaresizliğimiz her halimizden belli; bizleri yara bere almadan hedefe ancak Sen ulaştırabilir ve bu güne kadar elli defa çatlamış, kırılmış ruh dünyamızı da ancak Sen tamir edebilirsin. İçimizi Sana döküyor, kusurlarımızı Sana açıyor ve bize yeniden insan olma yollarını göstermeni diliyoruz ya Rabbi!

EY KENDİSİNE YÜKSELEN ELLERİ BOŞ ÇEVİRMEYEN!

Bir süre ayrı düştükten sonra dönüp Sana gelenleri kovmayacağını vadediyorsun. Sana yönelenlere hep “Gelin, gelin” diyorsun. Ey Rab! Böyle emekleye emekleye sürünmeyi de gelme kabul edeceksen, müsaade buyur “Biz de geldik” diyelim. Geldik ve Sana, yolların amansızlığını, nefis, şeytan ve hevânın imansızlığını, bizim de dermansızlığımızı şikayet ediyoruz. Bilhassa, her zaman hatalara açık duran, mâsiyetlere meyyal bulunan ve ululuğuna karşı hep saygısız davranan, serkeş nefsimizi Sana şikayet ediyoruz. Sen bizleri nefsin ve şeytanın şerrinden muhafaza buyur ya rabbi!

Bizleri büyük-küçük hatalardan, günahlardan ve emirlerine karşı isyan kokan tavır ve davranışlardan arındır.. ya Rabbi lisanlarımızı yalandan, gıybetten, Senin sevmediğin,
hoşnut olmadığın bütün kirli sözlerden temizle.. kalplerimizi gösterişten ve iki yüzlülükten muhafaza buyur ya Rabbi! Her hal ve tavrımızı rızan istikametinde eyle..
niyetlerimizi ihlaslı kıl ve bize lütfettiğin bütün şeylerde de bereket ihsan eyle ya Rabbi!

EY TALİHSİZLERİN SIĞINAĞI, EY ÂCİZLERİN GÜÇ KAYNAĞI, EY DERTLİLERİN TABİBİ VE EY YOLDA KALMIŞLARIN YOL GÖSTERENİ!

Şu anda duygularımız derbeder, davranışlarımız ahenksiz, ruhlarımız kirli, ayaklarımız titrek, ellerimiz mefluç, çoğumuz itibarıyla ümitlerimiz sarsık, havalar bulanık, mağripler hicranla tül tül, maşrıklar lütfuna kalmış... İşte böyle bir dağınıklık içinde Sana geldik. Böyle gelenlerin ilki değiliz, sonuncusu da olmayacağız. Rahmetin, bu garip pişmanların ümit kapısı, bizler de bu kapının önündeki liyakatsiz dilenciler. Şimdiye kadar gelip Senin kapında ihtiyaç izhar edenlerden boş dönen hiç olmamış; hiçbir kaçkın ve pişman da o kapıdan kovulmamıştır. O kapı Senin kapın, onun başkalarından farkı da her gelene affındır. Bizi hilm ü silminle güçlendir. Zalimlere de varlığını duyur.

EY HER DUADA BULUNANA İCABET EDEN ULULUK TAHTININ SULTANI! 

Şu mübarek gecede binler, yüz binler Senin karşında divan durarak ellerimizi Sana açıyor ve külliyet kesbetmiş niyaz edalı soluklarımızla, kullarına her zaman açık bulunan, hiç olmazsa aralık duran rahmet desenli kapının tokmağına inleyerek dokunuyor ve "Biz geldik" diyoruz. Herkesi ve her şeyi görüp gözettiğine, her sese ve herkese merhamet ettiğine gönülden inanarak kaçkınlığımızı muvakkat dahi olsa görmüyor, günahlarımızı af çağlayanların içinde tasavvur ediyor, karıştırdığımız haltlara değil, Senin afv u safhına bakıyor ve ümitlerimizi ona bağlıyoruz; Enîsimiz Sen isen, çevrenin vahşetinden bize ne! Her yanda şeytan ve avenesi içten içe homurdanıp duruyorlarmış, Sen bizimle olduktan sonra ne ifade eder ki! Sen her şeyin biricik hâkimisin ve hükmünü engelleyecek bir güç de yoktur. Sen saltanat dairen içinde en küçük şeyleri görür, en cılız sesleri işitir, hiçbir şeyi ve hiçbir kimseyi cevapsız bırakmazsın.

EY YÜCELER YÜCESİ!

Sen biliyorsun, biz de bunun farkındayız; ömrümüzün hasenât kefesi bomboş, pek çoğumuz itibarıyla bir ihlâs bezginliği içindeyiz. Çoğumuz gafil, bedbin, dünsüz-yarınsız sefil birer hâlzede gibi aktüalite ile iç içeyiz. Her hâlimizde âlâyiş, gösteriş, köpük köpük hevâ ve heves; sürekli zevk u sefâya, makama, mansıba, şöhrete, şana ve dünyevî hülyalara oynuyoruz. Yığınların rüya ve hülyaları ekonomi ve refah; taptıkları da dolar, dinar ve euro. Ruhlar meflûç, kalpler kötürüm, basîret âmâ, düşünceler kirli, davranışlar da tam buna göre... Gece ve gündüz gibi iki yüzlü yaşıyoruz, ak görünüyor kapkara davranıyoruz; idare ve siyaset deyip hem ışık türküleri söylüyor hem de karanlık ağıtları mırıldanıyoruz. Devirlere, dönemlere göre renkten renge giriyor, bukalemunları şaşırtacak mârifetler (!) sergiliyor ve aldatmayı beceri kabul ediyoruz.

EY RAB!
Ellerimiz-ağızlarımız, gözlerimiz-kulaklarımız, dillerimiz-dudaklarımız yaratılış gayelerinden fersah fersah uzak ve âdeta nankörlüğe kilitli; eller memnû meyvelerde, ağızlar harama açık duruyor; gözler başkalarının kusur müfettişi.. yalan revaçta, hıyanet âdiyattan bir şey, hakkın ismi var sadece; adalet "sayyâd-ı bîinsaf"ların hazırladığı kapanların önüne saçılmış birkaç dane gibi bir şey; vefa Kafdağı'nın arkasında, ahde hürmet unutulup da bir köşede kalmış; buna karşılık haksızlık firavunları utandıracak dorukta. Makam sevgisi, şöhret hissi, rahat etme düşüncesi, tenperverlik duygusu boyunlarımızda âdeta çelikten bir kement; her biri birer gayya olan bu duygulardan bir türlü kurtulamıyor ve mahiyet-i nefsü'l-emriyemize göre kendimiz olamıyoruz. Dünya ve ukbâ kazancı adına ne ciddî bir hesap ne de tutarlı bir plâna sahibiz. Kazançlar kuşağında sürekli kaybediyoruz; kaybederken de muhtemel daha kötü durumlarla teselli olmaya çalışıyoruz. Zamanı suçlama, şartlara lânetler yağdırma da ayrı bir avunma yolu.

Bütün bunlara rağmen ya Rab! , bizi bize bırakmaman en büyük dileğimiz. Kendimiz edip kendimiz bulsak da, rahmetin, istihkaklarımıza lütuf televvünlü haklar bahşedecek vüs'atte. Sen bizlere lütfunla muamelede bulun ya Rabbi!

Dua edenlere cevap veren Sen, ızdırabları dindirip ihtiyaçları gideren Sen, devrilenleri kaldırıp doğrultan Sen, çatlayıp kırılanları sarıp-sarmalayıp tedavi eden de Sensin! Senden ayrı kalışımız ruhumuza renk attırdı; nefsânîlik ve gaflet, ibadetlerimizin mânâ ve özünü alıp götürdü; samimiyetsizlik dualarımızın kolunu-kanadını kırdı. Sinelerimiz bomboş, düşüncelerimiz tutarsız, kalbî ve ruhî hastalıklarımız bizi yere sermek üzere.. Var eden Sensin, yok eden de Sen; uzak tutan Sensin, yaklaştıran da Sen; Sen bizi biz etmeseydin biz bu duyduklarımızı duyamaz ve bize imanın neş'esini tattırmasaydın şu söylediklerimizi mırıldanamazdık. Verdiklerin vereceklerinin referansı; diliyor ve dileniyoruz, bize yakınlığını duyur ve benliğimizde Sana karşı yaklaşma heyecanları uyar.

EY RAB!

Elimizden tut, dostlarının yüzüne baktığın gibi bize de rahmetinle teveccühte bulun.. İç dünyamızı varlığının ziyasıyla nurlandır ve bizi Sensizliğin zulmetlerinden, zindanlarından halâs eyle; halâs eyle ve eşiğine baş koymuş kapının şu sadık kullarını yalnız bırakma. Senden kalblerimize ışık, iradelerimize güç, düşüncelerimize istikamet, niyetlerimize de hulûs istiyoruz. Bizleri iç dünyamızla yeniden inşa ederek ruhlarımıza ahsen-i takvîm sırrını duyur.

EY AFFI TECZİYESİNİN ÖNÜNDE RAHMET TAHTININ SULTANI!

Bu mukaddes miraç gecesinde bizleri de bağışla, öyle bir dünyada hayata gözlerimizi açtık ve öyle bir âlemde yaşıyoruz ki, önümüzde tuzak, arkamızda tuzak; uğrayıp geçtiğimiz her yerde nefis, şeytan ve aynı takımdan binlerce ifrit ağını germiş av bekliyor; yol boyu yüzlerce fitne ocağı ve isi-dumanı gelip sinelerimize oturuyor. İnayetine ihtiyacımız açık, çaresizliğimiz her hâlimizden belli; bizleri yara-bere almadan hedefe ancak Sen ulaştırabilir ve bugüne kadar elli defa çatlamış, kırılmış ruh dünyamızı da ancak Sen tamir edebilirsin. İçimizi Sana döküyor, kusurlarımızı Sana açıyor ve bize yeniden insan olma yollarını göstermeni diliyoruz.

Ey yüceler yücesi!

Efendimiz Hazreti Muhammed"e,Muallâ aile efradına ve bütün ashab-ı güzînine salât u selam ederek bunları Senden dileniyoruz; dualarımızı kabul buyur ya rabbi!..

amin amin amin
velhamdü lillahi Rabbil alemine'l-fatiha


MİRAÇ KANDİLİNDE HANGİ İBADETLER YAPILMALIDIR?

Yatsı namazından sonra 12 rek’at namaz kılınır. 2 rek’atta bir selâm verilir. Her rek’atta 1 Fâtiha-i Şerîfe, 10 Ihlâs-ı Şerîf okunur. Namazdan sonra; 100 defa "Sübhanallahi velhamdülillahi ve lâ ilâhe illallahü vallahü ekber, ve lâ havle velâ kuvvete illâ billahil aliyyil azim" 100 defa istiğfar, 100 defa salâvat-ı şerîfe okunur.

10 gün 100 defa "Sübhanallahü hayyül Kayyum"

10 gün 100 defa "Sübhanallahü ehadüs Samed"

10 gün 100 defa "Sübhanallahü gafurur Rahiym" zikirlerini yapmak müstehaptır.

Kur’an-ı Kerim okunmalıdır. Okuyanlar dinlenmelidir ve uygun mekanlarda Kur’an ziyafeti verilmelidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Muhammed için salatü selamlar getirilmelidir. Onun şefaati ümit edilerek ümmetinden olabilme şuuru tazelenmelidir.

Kaza ve nafile namazlar çokça kılınmalıdır. Eğer varsa o geceye ait olarak nakledilmiş olan namazlar, onlar da ayrıca kılınabilir. Genel olarak kandil gecesi özü itibari ile ibadet ve ihsan şuuru ile ihya edilmelidir.

Tefekkürde bulunulmalıdır. Hayati olan meselelerde derin düşünceler içerisine girilmelidir. Geçmiş zamanın muhasebesi yapılarak, şimdiki zamanın ve gelecek zamanın planı, programı belirlenmelidir.

Günahlara samimi bir şekilde tövbe, istiğfar edilmelidir. İdrak edilen kandil gecesinin son fırsat olarak görülüp değerlendirilmesi gereklidir.

Bol bol zikirde bulunulmalıdır. Müminler ile helalleşilmeli ve onların rızaları alınmalıdır. Çevrede küs ve dargın olanlar varsa bu kişiler barıştırılarak gönülleri alınmalı ve kederli yüzler güldürülmelidir.

Üzerimizde hakları olanlar aranarak sorulmalı ve vefa borcu yerine getirilmelidir. Yoksul, öksüz, kimsesiz, hasta, sakat, yetim ve yaşlı olan kişiler ziyaret edilerek şefkat sevgi, sadaka ve hediyeler ile mutlu edilmelidir.

Kandil gecesinin akşam namazı, yatsı namazı ve sabah namazı cemaat ile camilerde kılınmalıdır. Dini toplantılar, sohbetler ve paneller düzenlenmelidir. İlahi ve ezgiler ile de gönüllerde ayrı bir dalgalanma oluşturulmaya çalışılmalıdır.

Sahabe, evliya ve ulema türbeleri ziyaret edilmelidir. Vefat etmiş olan yakınlar, dostlar ve büyüklerin de kabirleri ziyaret edilmelidir.

Hayatta olan manevi büyükler, anne ve babalar, dostlar ve diğer yakınlar ziyaret edilerek kandilleri kutlanmalıdır. Gidilemiyorsa da telefon ile kutlanmalı ve duaları istenmelidir.

Kandil gününde mümkün olduğu kadar oruç tutulmalıdır.

NOT : Bu ibadetler hakkında daha detaylı bilgileri farklı konu başlıkları ile sitemizde arama yaparak bulabilirsiniz!..
Devamını Oku »

22.04.2017

Beled Suresinin Faziletleri Havassı ve Sırları

Bu yazımızda beled süresinin faziletleri,beled suresi ne için okunur,beled suresi 90 fazileti,beled suresi havassı,beled süresinin fazileti ve sırları hakkında bilgiler paylaşacağız.
Beled Suresinin Faziletleri Havassı ve Sırları
Beled Suresinin Faziletleri Havassı ve Sırları
Beled Suresinin Sırrı :
Bu mübarek sûre “Kaf” sûresinden sonra Mekke-i Mükerreme’de nazil olmuştur. Kur’an-ı Kerîm’in doksanıncı suresi, yirmi ayet, altmış yedi kelime üç yüz yirmi altı harftir Fasılası, “dâl, elif, fâ’, hâ” harfleridir

Mekke-i Mükerreme beldesine yemîn ile başladığı için kendisine böyle “Beled sûresi” adı verilmiştir.

Bundan evvelki “El-Fecr” sûresinde cimrilik, mirasa düşkünlük, fakirlere yardımdan kaçınmak hâlleri kınanmış, huzura ermiş nefsin mutluluğu bildirilmişti. Bu “El-Beled” sûresinde de öyle bir hırs ve tama’dan kurtulmanın yolları gösterilmiş ve kalp huzurunun ne ile meydana geleceği bildirilmiş olduğu için aralarında güzel bir münâsebet vardır.

Bu kısa bilgilerden sonra gelelim surenin fazilet ve havassına bu surede hakkında pek bilgi verilmeyen surelerdendir. İnşallah acizane bu surenin tespit ettiğimiz hususlarının bazılarını yazacağız Tevfik Allahtandır. (c.c)

Surenin Fazileti ve Havassı :

Rasûlullah (s.a.v) bu sûre hakkında şöyle buyurmuştur: “Kim Beled Sûresini okursa Kıyamet günü (kâfirlere ve münafıklara olacak) Allah’ın gazabından emîn olur, kurtulmuş sayılır (Ebu’l-Leys Semerkandi, Tefsiru’l Kur’an, 6/426-429)

Beled suresi ahrette kolay hesap için her gün yedi kere okunur

Göz ağrılarında Beled 8- Kaf 22 ayetlerini yazıp suyunu gözlerine sürse hem de gözlerine bu ayetleri okusa şifadır.
Her kim bu sureyi necdeyn ayetine (ayet 10) kadar bir elbise üzerine veya kâğıda yazıp üzerinde taşısa her gittiği yerde kabul görür hacetleri reva olur ve heybet sahibi olur.

Bu sure yazılıp yeni doğan bir bebeğin üzerine asılırsa her türlü sıkıntıdan, kaza ve beladan emin ve muhafazada olur.

Bu sure Hem yeni doğmuş çocuk hem de büyüklerde bağırsak rahatsızlıklarında ağrılarında yazılıp taşınırsa veya suyu içilirse biiznillah şifadır.

Yeni doğmuş çocuğa zağferan ve misk ile yazılıp taşıtılırsa humma ve zararlı haşerelerden emin olur mahfuz olur biiznillah.
Bu sureyi devamlı okumakla meşgul olanların izzet şeref ve cömertlik gibi güzel vasıfları inkişaf eder. Ve belalardan mahfuz olurlar ilk ayetinin sırrınca her türlü şerden mahfuz olan Mekke ve kabeye bu surede vurgu vardır. Gaflet etmeyin.

Dünyalık sıkıntı anlarında özellikle açlık miskinlik vs. durumlarında bu hallerinden kurtulmak için bu sureyi Rızaellillah 2 rekat namazın akabinde ebced değeri kadar (El takısı sayılırsa 67- el takısız 36) okuyarak hacetini haktan dilese maksadı hasıl olur biiznillah.

Her gün sabah namazının sünneti ve farzı arasında bu sureyi ayet sayısınca okumaya devam edenler fakirlikten emin olur. Fakir iseler zengin olur ve rızıkları bereketli olur biiznillah. Rivayetlerde eski şam Ulamasının bu usule riayet ettikleri bilinir.

Her hangi maddi ve manevi sıkıntıya duçar olunduğunda bu sureyi gerek İnşirah ilk 4 ayetiyle gerekse inşirahın tamamıyla beraber okumak kişiyi o sıkıntıdan kurtarır biiznillah 1 den 28 adete kadar her ikisi beraber okunabilir.

Bu surenin bir hikmeti de ev sahibi olamayanlar imkan bulamayanlar bu sureyle devamlı meşgul olurlarsa kısa sürede hak teala imkanlar yaratır biiznillah.
Kendisine düşmanlık besleyenlerin şerlerinden bu sureyi okuyarak hakka sığınanları rabbimiz düşmanlarının zararından korur biiznillah.Allahu alem bissavab.

İLAVE BİLGİ : Beled Suresi Okunuşu Anlamı ve Arapça Yazılışı

Devamını Oku »

19.04.2017

Beled Suresi Okunuşu Anlamı ve Arapça Yazılışı

Beled Suresi Okunuşu Anlamı ve Arapça Yazılışı
Beled Suresi Arapça Yazılışı
Beled sûresi, Mekke döneminde inmiştir ve 20 âyettir. Sûre, adını ilk âyetteki “el-Beled” kelimesinden almıştır. Beled, şehir, belde demektir.Aşağıda beled suresinin türkçe mealini,beled suresi fazileti,beled suresi arapça yazılışını,beled suresi 90 türkçe okunuşunu,beled suresi tefsirini bulabilirsiniz
Beled Suresi : La uksimü bilhazelbeledi Ve ente hıllüm bihazel beledi Ve validin ve ma velede Lekad halaknel'insane fiy kebedin Eyahsebü en lenyakdire 'aleyhi ehadün Yekulü ehlektü malen lübeden Eyahsebü en lem yerehu ehadün Elem nec'al lehu 'ayneyni Ve lisanen ve şefeteyni Ve hedeynahünnecdeyni Felaktehamel'akabete Ve ma edrake mel'akabetü Fekkü rekabetin Ev ıt'amün fiyyevmin ziy mesğabetin Yetiymen za makrebetin Ev miskiynen za metrebetin Sümme kane minelleziyne amenu ve tevasav bissabri ve tevasav bilmerhameti Ol,eke ashabülmeymene Velleziyne keferu biayatina hüm ashabülmeş'emeti 'Aleyhim narün mü'sadetün.

Beled Sûresinin Okunuşu,Arapça Yazılışı ve Türkçe Meali
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla...

1. لآ أُقْسِمُ بِهَذَا الْبَلَدِ
1. Lē ugsimû bi hēzel beledi,
1. Hayır; bu şehre yemin ederim,

2. وَأَنتَ حِلٌّ بِهَذَا الْبَلَدِ
2. Ve ente hillum-bihēzel beledi,
2. Ki sen, bu şehirde oturmakta iken,

3. وَوَالِدٍ وَمَا وَلَدَ
3. Ve validin-vemē velede,
3. Babaya ve doğan-çocuğa da.

4. لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ فِي كَبَدٍ
4. Legad [k]halagnel insēne fî kebed.
4. Andolsun, Biz insanı bir zorluk içinde yarattık.

5. أَيَحْسَبُ أَن لَّن يَقْدِرَ عَلَيْهِ أَحَدٌ
5. Eyahsebu el-ley-yegdira aleyhi ehad(uy-)
5. O, hiç kimsenin kendisine asla güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?

6. يَقُولُ أَهْلَكْتُ مَالاً لُّبَداً
6. Yegûlu ehlektu mēlel-lubedē.
6. O: "Yığınla mal tüketip-yok ettim" diyor.

7. أَيَحْسَبُ أَن لَّمْ يَرَهُ أَحَدٌ
7. Eyahsebu el-lem yerahû ehad.
7. Kendisini hiç kimsenin görmediğini mi sanıyor?

8. أَلَمْ نَجْعَل لَّهُ عَيْنَيْنِ
Elem nec al lehû ayneyn(i) -
8. Biz ona iki göz vermedik mi?

9. وَلِسَاناً وَشَفَتَيْنِ
9. Ve lisēnev-ve şefeteyn(i) -
9. Bir dil ve iki dudak?

10. وَهَدَيْنَاهُ النَّجْدَيْنِ
10. Ve hedeynēhun-necdeyn(i).
10. Biz ona 'iki yol-iki amaç' gösterdik.


11. فَلَا اقْتَحَمَ الْعَقَبَةَ
11. Felagtehamel agabeh.
11. Ancak o, sarp yokuşa göğüs germedi.

12. وَمَا أَدْرَاكَ مَا الْعَقَبَةُ
12. Vemē edrâke mel agabeh.
12.Sarp yokuşun ne olduğunu sana öğreten nedir?

13. فَكُّ رَقَبَةٍ
13. Fekkü ragabetin
13. Bir boynu çözmek (bir köleye özgürlük vermek)tir;

14. أَوْ إِطْعَامٌ فِي يَوْمٍ ذِي مَسْغَبَةٍ
14. Ev it'âmün fî yevmin zî mesğabetiy -
14. Ya da açlık gününde doyurmaktır,

15. يَتِيماً ذَا مَقْرَبَةٍ
15. Yetîmen zē megrabetin -
15. Yakın olan bir yetimi,

16. أَوْ مِسْكِيناً ذَا مَتْرَبَةٍ
16. Ev miskînen zē metrabeh.
16. Veya sürünen bir yoksulu.

17. ثُمَّ كَانَ مِنَ الَّذِينَ آمَنُوا وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ وَتَوَاصَوْا بِالْمَرْحَمَةِ
17. S[peltek]ümme kēne minellezîne ēmenû ve tevē sav bis-sabri ve tevē sav bil merhameh.
17. Sonra iman edenlerden, sabrı birbirlerine tavsiye edenlerden, merhameti birbirlerine tavsiye edenlerden olmak.

18. أُوْلَئِكَ أَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ
18. Ulēike eshâbül meymeneh.
18. İşte bunlar, sağ yanın adamlarıdır (Ashab-ı Meymene).

19. وَالَّذِينَ كَفَرُوا بِآيَاتِنَا هُمْ أَصْحَابُ الْمَشْأَمَةِ
19. Vellezîne keferû bi ēyētinē hüm eshâbül meş'emeh.

19.Ayetlerimizi inkar edenler ise, sol yanın adamlarıdır (Ashab-ı Meş'eme).

20. عَلَيْهِمْ نَارٌ مُّؤْصَدَةٌ
20. Aleyhim nērum-mu'sadehtün.
20. "Kapıları kilitlenmiş" bir ateş onların üzerinedir.
Devamını Oku »

17.04.2017

Amentü Duası Okunuşu Anlamı ve Arapça Yazlışı

Bir Sonraki Yazımızda Bulabileceğiniz Konu Başlıkları : Amentü duası fazileti,amentü duası nerede okunur?,amentü duası yeni ezberleyenler için,amentü ne demek?,amentü duası indir,amentü ismet özel,amentü duası indir mp3,amentü billahi ne demek?
Amentü Duası Okunuşu ve Anlamı
Amentü Duası 
Amentü Duasının Okunuşu: 
Amentü billahi ve melâiketihi,
ve kütübihî ve rusülihî ve'l yevmi'l-âhıri ve bi'l-kaderi, hayrihî ve şerrihi mina'llâhi teâlâ
ve'l-ba'sü ba'de'l mevt.
Haggun, Eşhedü en lâ ilâhe illAllâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve rasûlühü.


Amentü Duasının Anlamı:
Ben Allâh-ü Te'âlâ'ya, meleklerine, kitaplarına,
peygamberlerine, âhiret gününe, kadere ; hayır ve şerrin Allâh-ü Te'âlâ'nın yaratmasıyla olduğuna inandım.
Öldükten sonra dirilmek de haktır. Ben şahadet ederim ki,
Allâh-ü Te'âlâ'dan başka ilâh yoktur. Ve yine şahadet
ederim ki, Muhammed (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) O'nun kulu ve peygamberidir.

Amentü Duasının Arapça Yazılışı :
آمَنْتُ بِاللهِ وَ مَلَئِكَتِهٍ وَ كُتُبِهِ وَ رُسُلِهِ وَ اْليَوْمِ اْلآخِرِ وَ بِالْقَدَرِ خَيْرِهِ وَ شَرِّهِ مِنَ اللهِ
تَعَالَى وَ اْلبَعْثُ بَعْدَ اْلمَوْتِ حَقٌّ * اَشْهَدُاَنْ لآ اِلَهَ اِلاَّ اَللهُ * وَ اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّداً عَبْدُهُ وُ رَسُولُهُ


Devamını Oku »

7.04.2017

Allah'in Zati ve Subuti Sıfatları Nelerdir?

Allahın Zati ve Subuti Sıfatları Nelerdir
Allahın Sıfatları Nelerdir?

İlâhî sıfatlar, zatî ve sübutî olmak üzere iki gruba ayrılıyor.Allah'ın Sıfatları: Allahü teâlânın sıfatları 14 tanedir. 6 tanesi Zati Sıfatları (Sıfât-ı zâtiyye), 8 tanesine de Subûti Sıfatları (Sıfât-ı sübûtiyye) denir.
Zatî Sıfatlar:

1. Vücut (Varlık),
2. Kıdem (Ezeliyet, evveli olmama),
3. Beka (Ebediyet, ahiri olmama),
4. Vahdaniyet (Bir olma, şeriki bulunmama),
5. Kıyam binefsihî (Varlığının devamının zatından olması, başkasın yardımıyla olmaması),
6. Muhalefetün-lil-havâdis (Zatının mahlukatın zatlarına ve sıfatlarında mahluk sıfatlarına benzememesi).


Sübutî Sıfatlar:

1. Hayat
2. İlim
3. İrade
4. Kudret
5. Sem (işitme)
6. Basar (görme)
7. Kelâm
8. Tekvin (Yaratma, var etme.)


Tekvin sıfatı Maturudî mezhebine göredir. Diğer İtikat imamımız İmam Eş’arî, bu sıfatı müstakil bir sıfat olarak düşünmez. Böylece bu mezhepte Sübutî sıfatlar yedi tane olmuş olur.

Bazı İslâmî kaynaklarda ilâhî isimlerden de sıfat diye söz edildiği görülür. Meselâ, Kerim Allah’ın bir ismidir. Aynı zamanda Allah’ı kerem sahibi olarak vasıflandırması cihetiyle de sıfat vazifesi görür. "Kerim Allah", dediğimiz zaman Kerim ismini sıfat makamında kullanmış oluruz.

Yine bu kaynaklarda Cenâb-ı Hakk’ın sıfatları üç grupta mütalâa edilir:


1. Zâtî sıfatlar (Bunlar sübutî ve selbî olarak iki kısma ayrılırlar)
2. Fiilî sıfatlar.
3. Manevî sıfatlar.


Allah’ın bütün güzel isimleri bu sıfatlardan birine dayanır. Meselâ, Âlim ismi sıfat-ı sübutiyeden “ilim” sıfatına, Kadîr ismi “kudret” sıfatına, Mütekellim ismi "kelâm" sıfatına dayanır. Keza, Evvel ismi, zatî sıfatlardan kıdem sıfatına, Âhir ismi, bekâ sıfatına dayanır.

İlâhî isimlerden çoğu fiilî sıfatlara dayanmaktadır. Hâlik ismi, yaratma fiiline; Muhyi ismi ihya (hayatlandırma) fiiline; Musavvir ismi tasvir, yâni sûret verme fiiline; Mümit ismi, imate (ölümü verme) fiiline dayanır.
Bazı isimler de manevî sıfatlara istinat ederler. Hakîm ismi Cenâb-ı Hakk’ın hikmet sahibi olması sıfatına; Kebir ismi, kibriya sahibi olma vasfına; Cemil ismi, cemal sahibi olmasına dayanır...

Vücud :
Bu sıfat, Allah Teala'nın var olduğunu ifade eder. Allah Teala'nın varlığı başka bir varlığa bağlı olmayıp, zatının icabıdır. Yani vücudu, zatıyla kaimdir ve zatının vacib bir sıfatıdır. Bu sebeble Hak Teala'ya Vacibü'l-Vücud denilmiştir. Bazı Kelam alimleri, Vücud sıfatına, sıfat-ı nefsiyye adını vermişlerdir. Vücud'un zıddı olan adem (yok olma) Allah Teala hakkında muhaldir. Allah'ın yok olduğunu iddia etmek, kainatı ve içindeki varlıkları inkar etmeyi gerektirir. Çünkü her şey'i yaratan ve var eden O'dur.

Kıdem:
Kıdem, Allah Teala'nın varlığının başlangıcı olmaması demektir. Allah Teala kadimdir, ezelidir. Yani önce yok iken sonradan var olmuş değildir. Geçmişe doğru ne kadar gidilirse gidilsin, Cenab-ı Hakk'ın var olmadığı bir an, bir zaman, tasavvur edilemez. Aslında zaman ve mekanı yaratan da O'dur. Allah Teala zaman ve mekan kayıtlarından münezzeh, ezeli ve kadim bir Zat-ı Zülcelaldir. Kıdem'in zıddı olan hudus (sonradan olma, belli bir zamanda yaratılma) Allah Teala hakkında muhaldir.

Beka:
Beka, Allah Teala'nın varlığının sonu olmaması, daima var bulunması demektir. Allah Teala'nın varlığının başlangıcı olmadığı gibi, sonu ve nihayeti de yoktur. O hem kadim ve ezeli, hem de baki ve ebedidir. Zaten kıdemi sabit olan bir varlığın, bekası da vacib olur. Beka'nın zıddı fena, yani, bir sonu olmaktır. Bu ise, Allah Teala hakkında muhaldir.

Muhafeletün lil-Havadis:
Allah'ın, sonradan vücud bulan varlıklara benzememesi demektir. Allah Teala ne zatında, ne de sıfatlarında kendi yarattığı varlıklara benzemez. Biz Allah'ı nasıl düşünürsek düşünelim, O, hatır ve hayalimize gelenlerin hepsinden başkadır. Çünkü hatıra gelenlerin hepsi hadis, yani, sonradan yaratılmış, yok iken var edilmiş şeylerdir. Allah Teala ise, vücudu vacib, kadim ve baki, her şeyden müstağni, her türlü noksandan uzak, bütün kemal sıfatlara sahip olan İlahi ve mukaddes bir zatdır. Şübhe yok ki, böyle yüce bir Zat, önce yok iken sonra var olan, bil'ahare tekrar zeval bulan varlıklara benzemez. Nitekim Cenab-ı Hak kendi zatını Kur'an-ı Kerim'de: arapça var. "Onun "Hak Teala'nın) benzeri yoktur. O, her şey'i işitici ve görücüdür" (Şura 11) sözleriyle tavsif etmiştir. Peygamber Efendimiz de (asm) bu manayı te'yiden: "Her ne ki senin aklına geliyor, işte Allah Teala onun gayrısıdır" buyurmuştur

Kıyam Bi-nefsihi:
Allah Teala'nın, başka bir varlığa ve hiçbir mekana muhtaç olmadan zatı ile kaim olması demektir. Mevcudatın hepsi, sonradan vücuda gelmiştir. Bu sebeble de bir Yaradana ve bir mekana muhtaçdırlar. Buna mukabil her şeyin yaratıcısı olan Allah Teala'nın vücudu, zatının gereğidir ve varlığı hiçbir şey'e muhtaç değildir. Şayet Allah da var olabilmek için başka bir varlığa muhtaç olsa idi, O da mahluk olur ve her şey'in Halikı ve başlangıcı olmazdı. Halbuki O, her şey'in Halikı ve yaratıcısıdır. O'ndan başka her şey mahluktur. Halık ise, mahlukuna asla muhtaç olmaz.

Vahdaniyet:
Vahdaniyet, Allah'ın bir olması demektir. Vahdaniyet, Allah Teala'nın kemal sıfatlarının en önemlisidir. Çünkü bu sıfat, Allah Teala'nın zatında, sıfatlarında, fiillerinde bir olduğunu; saltanat ve icraatında ortaksız bulunduğunu ifade etmektedir.

Hayat:
Cenab-ı Hakk'ın hayat sahibi olması, hayat sıfatiyle muttasıf bulunması demektir. Cenab-ı Hak hakkında vacib olan bu sıfat, mahlukatta görülen ve maddenin ruh ile birleşmesinden doğan geçici ve maddi bir hayat olmayıp ezeli ve ebedidir. Bütün hayatların kaynağı olan hakiki hayattır. Hayat sıfatı, İlim, İrade, Kudret gibi kemal sıfatlariyle yakından ilgilidir. Bu sıfatların sahibi bir zatın, hayat sahibi olması zaruridir. Çünkü ölü bir varlığın ilim, irade ve kudret gibi kemalatın sahibi olacağı düşünülemez. Bunun içindir ki, hayat sıfatını, Cenab-ı Hakk'ın ilim, irade ve kudret gibi sıfatlarla vasıflanmasını sağlayan ezeli bir sıfattır, diye tarif etmişlerdir. Hayat sıfatının zıddı memat, yani, ölü olmaktır. Bu ise Allah hakkında muhaldir.

İlim:
Allah Teala'nın her şey'i bilmesi, ilminin her şey'i kuşatması demektir. Bu alemi en güzel şekilde, en mükemmel bir nizam üzere yaratan ve onu idare eden Zat-ı Akdes'in, yarattığı varlığı en ince teferruatına kadar bilmesi gerekir. Zira hakikatı, faydası, lüzum ve hikmeti bilinmeyen bir şey, nasıl yaratılabilir? O halde yaratıcının bir şey'i yaratabilmesi için, evvela ilim sahibi olması, sonra o ilmin icablarına göre yaratması şarttır. Bundan başka, iman ve salih amel sahiplerini mükafatlandırmak, isyan eden ve kötü yolda olanları da cezalandırmak, ancak bu kimselerin yaptıklarını bütün teferruatı ile bilmekle mümkündür. İlmin zıddı cehil, gaflet ve unutkanlıktır. Bütün bunlar Hak Teala hakkında muhaldir

İrade:
Allah'ın bir şey'in şöyle olup da böyle olmamasını dilemesi; her şey'i dilediği gibi tayin ve tesbit etmesi demektir. Allah Teala kamil bir irade sahibidir. Bu kainatı ezeli olan iradesine uygun olarak yaratımştır. Bu kainatta olmuş ve olacak her şey Allah'ın dilemesi ve irade etmesiyle olmuş veya olacaktır. O'nun her dilediği mutlaka olur, dilemediği de asla vücud bulmaz. Bu hususta Kur'an'da:
"Allah dilediğini yaratır. Bir işe hükmederse (yani onu dilerse) ona ancak 'ol' der, o da oluverir" (Âl-i İmran, 47) buyrulur.
Hadis-i şerifte de: "Allah'ın dilediği oldu, dilemediği de olmadı" denilmiştir. İrade sıfatından başka meşiet adında müstakil bir sıfat yoktur.

Kudret:
Kudret, Hak Teala'nın varlıklar üzerinde irade ve ilmine uygun olarak te'sir ve tasarruf etmesi, her şey'i yapmağa ve yaratmaya gücü yetmesi demektir. Allah Teala'nın sonsuz bir kudret sahibi olduğuna ve her şey'e kadir bulunduğuna, görmekte olduğumuz şu kainat ve ihtiva ettiği güzellik ve şaşmaz nizam en büyük delildir.

Tekvin:
Tekvin; icad ve yaratma demektir. Tekvin'i madum (yok) olan bir şey'i yokluktan çıkarmak, vücuda getirmek diye izah etmişlerdir. Tekvin, Ehl-i Sünnet'in iki hak itikadi mezhebinden biri olan Matüridilere göre, ilim, irade ve kudret sıfatından ayrı bir sıfattır. Yine Matüridilere göre, Hak Teala'nın yaratmak, rızık ve nimet vermek, azab vermek, diriltmek, öldürmek gibi bütün fiilleri, tekvin sıfatına racidir. Onun eser ve tecellisi sayılır. Bunlara sıfat-ı fi'liyye (fiili sıfatlar) da denilir. Kudret ve tekvin, birer kemal sıfatı olup zıdları olan acz, Allah hakkında muhaldir. Eş'arilere göre ise: Allah'ın tekvin sıfatı diye ayrı, müstakil bir sıfatı yoktur. Tekvin, kudret sıfatının makdurata (yaratılması takdir edilmiş şeylere) yaratma anında taallukundan ibarettir. Yani tekvin, kudret sıfatı içinde itibari bir vasıf olmaktadır. Allah Teala'ya Mükevvin isminin verilmesi, O'na, kudret sıfatından ayrı, Tekvin adında bir sıfatın isnad edilmesini gerektirmez. İcad etmek, yaratmak, bilfiil vücuda getirmek, Hak Teala'nın Kudret sıfatıyla olur. Matüridiler Tekvin sıfatını Kudret sıfatından ayrı bir sıfat kabul ettiklerinden, zati ve sübuti sıfatları 8 olarak sayarlar. Eş'arilere göre ise bu sıfatlar 7'dir (Sıfat-ı Seb'a).

Sem've Basar:

Allah'ın her şey'i işitip, her işi görmesi demektir. Sem' ve basar sıfatları da Allah'ın ezeli ve ebedi kemal sıfatlarındandır. Allah'ın işitip görmesine, uzaklık - yakınlık, gizlilik - açıklık, karanlık - aydınlık gibi mefhumlar bir engel teşkil edemezler. O, içimizdeki fısıltıları, kalbden ve gönülden yaptığımız duaları işitir. Hikmetine uygun şekilde karşılık verir. Hak Teala'nın Semi' ve Basir, yani, her şey'i en iyi işitici ve en iyi görücü olduğu, Kur'an-ı Kerim'de defalarca zikredilmiştir. Sem' ve Basar sıfatları birer kemal sıfatı olduğundan, zıdları olan a'malık (görmemek) ve sağırlık (işitmemek) Zat-ı Bari hakkında muhal olan noksan vasıflardandır

Kelam:
Allah Teala'nın harfe ve sese muhtaç olmadan konuşması demektir. Allah Teala'nın kelam, yani, söyleme, konuşma sıfatı vardır. Bu sıfat ezeli ve ebedidir. Bu sebeble Allah'a Mütekellim denilir. Kur'an-ı Kerim'e de Kelamullah tabir edilir. Allah'ın peygamberlerine bildirdiği vahiyler, onlara verdiği İlahi kitablar, mahlukatına gönderdiği ilhamlar, hep O'nun Kelam sıfatının bir tecellisidir
Devamını Oku »

6.04.2017

Akşam Namazı Tesbihatı Nasıl Yapılır?(Arapça ve Türkçe)

Akşam Namazı Tesbihati Nasil Yapilir Arapça
Akşam Namazı Tesbihatı Nasıl Yapılır Arapça
Akşam namazı tesbihatını namazdan sonra yapmak çok büyük sevaptır.A'raf süresi 180. ayet-i kerimede Yüce Allah (c.c) buyuruyor ki: "En güzel isimler Allah'ındır. O isimlerle ona dua edin" 

Resulullah (s.a.v.) bir gün Haris Et Temimi'ye şöyle buyurdu: "Akşam namazını kıldığın zaman yedi defa' Allahümme eçirna minen nar " de. Şayet bu duayı okur, o gece ölürsen Cenab-ı Hak seni Cehennemden uzak kılar. 
Aynı şekilde sabah namazını kıldıktan sonra okur, o gün ölürsen yine Cehennem'den azad edilmiş olarak yazılırsın. Namazlardan sonra tesbihat yapmak Peygamber Efendimiz'in sünnetidir. Bu yüzden namazlardan sonra tesbihat yapmak oldukça faziletli ve sevaptır.

Akşam Namazı Tesbihatı:


Akşam namazının farzını kılıp selam verdikten sonra, "Allahümme entesselamü vemin kesselam. Tebarekte yazel celali vel ikram" denir.

Sonra eller yukarı kaldırılarak:"Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammedin salaten tüncina biha min cemiil ehvali vel adati ve teğzilena biha cemial hacati ve tütahhiruna biha min cemiisseyyiati ve terfeune biha indeke eğledderecat. Ve tübelliğuna biha eğsal ayati min cemiilhayrati fil hayati ve bağdel memati amine ya mücibeddeavati velhamdülillahi rabbil alemiyn" deyip sünnet kılınır.

Sünnet kılındıktan ve selam verildikten sonra bir(1) defa "Amenna biennehü" ve (9)dokuz defa "Lailahe illallahü vahdehü la şerikelehül mülkü velehül hamdü yühyi ve yümitü bi yedihil hayrü ve hüve ala külli şeyin gadiyr" denir. (10)Onuncuda : "Lailahe illallahü vahdehü la şerikelehül mülkü velehül hamdü yühyi ve yümitü bi yedihil hayrü ve hüve ala külli şeyin gadiyrü ve ileyhil masiyrü" denir.

Sonra eller yukarı kaldırılıp avuç içleri aşağı indirilerek 3-5 veya yedi defa "Allahümme ecirna minennar dendikten sonra duaya devam edilir.

Allahümme ecirna min külli nar.
Allahümme ecirna min fitneti veddiyniyeti veddünyeviyeh.
Allahümme ecirna min fitneti ahirizzaman.
Allahümme ecirna min fitneti mesihiddeccali vessüfyan.
Allahümme ecirna min minessalati vel bidiyyeti velbeliyyat.
Allahümme ecirna min şerril nefsil emmarat.
Allahümme ecirna min şürürinnefsil emmaratil firavniyyeh.
Allahümme ecirna min şerrin nisai.
Allahümme ecirna min belain nisai.
Allahümme ecirna min fitnetin nisai.
Allahümme ecirna min azabil gabr.
Allahümme ecirna min azabi yevmil gıyameh.
Allahümme ecirna min azabi cehennem.
Allahümme ecirna min azabi gabri.
Allahümme ecirna min nari gahrike.
Allahümme ecirna min azabil gabri venniran.
Allahümme ecirna min erriyai vessümati veücübi vel fahri.
Allahümme ecirna min tecavüzil mülhidiyn.
Allahümme ecirna min şerril münafiğiyn.
Allahümme ecirna min fitnetil fasiğiyn.
Allahümme ecirna ve ecir valideyne vetalabeti resailin nurissadiğiyne fi hidmetil gurani vel imani ve ahbabanel mühmininel muhlisiyne ve ağribaena ve ecdadena minennari
Eller yukarı çevrilerek:
Bi affike yamüciru bi fazlike ya gaffarü. Allahümmmed hilnad cennete maal ebrar. Allahümmmed hilnad cennete maal ebrar. Allahümmed hilna ve edhil üstadena saidinnursi (radiyallahü anh) ve valideyne ve talabete resailinnurissadiğiyne ve ihvanene ve ahavatina ve ağribaena ve ecdadena ve ahbabenel mü'mininel mühlisine fi hidmetil imani vel gurani el cennete maal ebrari bişefaatinebiyyikel muhtari ve alihil edhari ve eshabihil ahyari ve sellim madamel leylü vennaharü amine velhamdülillahi rabbil alemiyn.
Bundan sonra "Ayetül Kürsi" okunur. Ardından otuz üçer(33) defa "Sübhaneallah, Elhamdülillah, Allahü Ekber" dendikten sonra namaz duası yapılır. Namaz duası bittikten sonra "Fa'lem ennehü" denir ardından 33 defa " La ilahe illallah " denir. En sonuncunun arkasına "Muhammeder Rasulillahi sallallahü aleyhi vessellem" ilave edilir.

"Euzü Besmele" çekilerek aşağıdaki dualar edilir.

İnnallahe melaiketühü yülallüne alennebiyy iya eyyühellezine amenü sallü aleyhi ve sellimü teslima lebbeyk.
Allahümme salli ala Muhammedin ve alal ali seyyidina Muhammedin bi adedi külli dain ve davain ve barik ve sellim aleyhi ve aleyhim kesira ( üç defa tekrar edilip üçüncünün sonuna "kesiran kesira" eklenir)
Salli ve sellim ya Rabbi ala habibike Muhammedin ve ala cemiil en biyai vel mürseline ve ala ali külli ve sahbi külli eçmaine amine velhamdülillahi rabbil alemin.
Elfü elfi salatin ve elfü elfi selamin aleyke ya Resulallah.
Elfü elfi salatin ve elfü elfi selamin aleyke ya Habiballah.
Elfü elfi salatin ve elfü elfi selamin aleyke ya emine- vahyillah.
Allahümme salli ve sellimve barik ala seyyidina Muhammedin ve alal alihi ve eshabihi bi adedi evragil eşcari ve emvacilbihari ve gadaratil emsari vağfirlena verhamna veldüfbina ve biüstadina saidinnursi (radiyallahu anhü) ve valideyne ve bi talabeti resailinnuris sadiğine. Y ilahena bi külli salatin minha eşhedüenla ilahe illallahü ve eşhedü enne Muhammedün Resulüllahü sallallahü teala aleyhi vessellem.
Euzübillahimineşşeydanirracim Bismillahirrahmanirrahiym


Ya Cemilü Ya Allah - Ya Garibü Ya Allah - Ya Mücibü Ya Allah - Ya Habibü Ya Allah
Ya Raufu Ya Allah - Ya Atüfü Ya Allah - Ya Mağrufü Ya Allah - Ya Latifü Ya Allah
Ya Azimü Ya Allah - Ya Hannanü Ya Allah - Ya Mennanü Ya Allah - Ya Seyyanü Ya Allah
Ya Sübhanü Ya Allah - Ya Emanü Ya Allah - Ya Bürhanü Ya Allah - Ya Sültanü Ya Allah
Ya Müsteanü Ya Allah - Ya Muhsinü Ya Allah - Ya Mütealü Ya Allah - Ya Rahmanü Ya Allah
Ya Rahimü Ya Allah - Ya Kerimü Ya Allah - Ya Mecidü Ya Allah - Ya Ferdü Ya Allah
Ya Vitrü Ya Allah - Ya Ehadü Ya Allah - Ya Samedü Ya Allah - Ya Mahmudü Ya Allah
Ya Sadigalvad Ya Allah - Ya Aliyyü Ya Allah - Ya Ganiyyü Ya Allah - Ya Şafi Ya Allah
Ya Kafi Ya Allah - Ya Muafi Ya Allah - Ya Baği Ya Allah - Ya Hadi Ya Allah
Ya Kadirü Ya Allah - Ya Satirü Ya Allah - Ya Kahharü Ya Allah - Ya Cebbarü Ya Allah
Ya Gaggarü Ya Allah - Ya Fettahü Ya Allah (c.c.)
Ya Rabbesemavati vel ardi yazelcelali vel ikram. Es elüke bihaggi hazihil esmai külliha en tüsalli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi Muhammedin verham Muhammeden kemasalleyte vessellemte ve barekte ve rahimte veterrahhamte ala ibrahime ve ala alihi ibrahime fil alemine rabbena inneke hamidün mecidün birahmetike ya erhamerrahimiyne velhamdülillahi rabbil alemiyn.

Duaları okunarak akşam namazının tesbihatı bitirilir ve arkasından biliyorsanız bir aşır okunur.Akşam namazı tesbihatıniz kabul olsun inşallah...


AKŞAM NAMAZI TESBİHATI ARAPÇA :

Akşam namaznın farzın kılıp selam verdikten sonra 5 defa; اَسْتَغْفِرُالله sonrasında اَللّٰهُمَّ اَنْتَ السَّلاَمُ وَ مِنْكَ السَّلاَمُ تَبَارَكْتَ يَا ذَا الْجَلاَلِ وَ اْلاِكْرَامِ ٭ عَلىَ رَسُولِناَ مُحَمَّدٍ صَلَواَتٌ

Dedikten sonra elleri yukarı kaldırıp aşağıdaki Selaten Tuncina duası okunur.

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلىَ ٰالِ سَيِّدِنَامُحَمَّدٍ٭ صَلاَةً تُنْجِينَا بِهَامِنْ جَمِيعِ ﭐْلاَهْوَالِ وَﭐْلاٰفَاتِ٭ وَتَقْضِى لَنَا بِهَاجَمِيعَ الْحَجَاتِ٭ وَتُطَهِّرُنَا بِهَامِنْ جَمِيعِﭐلسَّيِّئَاتِ٭ وَتَرْفَعُنَا بِهَا عِنْدَكَ اَعْلىَﭐلدَّرَجَاتِ٭ وَتُبَلِّغُنَا بِهَآاَقْصىَﭐلْغَايَاتِ٭مِنْ جَمِيعِﭐلْخَيْرَاتِ ﰱِ ﭐلْحَيَاةِ وَبَعْدَ الْمَمَاتِ٭ بِرَحْمَتِكَ يَآاَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ ٭بِحُرْمَةِ حَبِيبِكَ يَآاَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ٭بِحُرْمَةِ جَمِيعِ اْلاَنْبِيَآءِ وَاْلاَوْلِيَآءِ ﭘِيرِ ﭘِيراَنِ ﭘِيرِ اَعْظَمِ يَآاَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ٭ ٰامِينَ٭ وَسَلاَمٌ عَليَ الْمُرْسَلِينَ٭ وَالْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ٭

Namaz tamanlandıktan sonra; 1 defa اٰمَنَّا بِاَنَّهُ ve 10 defa لآَ اِلٰهَ اِلاَّ اللّٰهُ وَحْدَهُ لآَ شَر۪يكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَ لَهُ الْحَمْدُ يُحْي۪ى وَ يُم۪يتُ وَ هُوَ حَىٌّ لاَ يَمُوتُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَ هُوَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَد۪يرٌ onuncusunun sonuna وَ اِلَيْهِ الْمَص۪يرُ İlave edilir. Daha sonra elleri kaldırıp avuç içleri aşağı çevrilerek 3-5 veya 7 defa اَللّٰهُمَّ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ dedikten sonra aşağıdaki dua okunur.


اَللّٰهُمَّ اَجِرْنَا مِنْ كُلِّ نَارٍ ٭ اَللّٰهُمَّ اَجِرْنَا مِنْ فِتْنَةِ الدّ۪ينِيَّةِ وَ الدُّنْيَوِيَّةِ ٭ اَللّٰهُمَّ اَجِرْنَا مِنْ فِتْنَةِ اٰخِرِ الزَّمَانِ ٭ اَللّٰهُمَّ اَجِرْنَا مِنْ فِتْنَةِ الْمَس۪يحِ الدَّجَّالِ وَ السُّفْيَانِ ٭ اَللّٰهُمَّ اَجِرْنَا مِنَ الضَّلاَلاَتِ وَ الْبِدْعِيَّاتِ وَ الْبَلِيَّاتِ ٭ اَللّٰهُمَّ اَجِرْنَا مِنْ شَرِّ النَّفْسِ اْلاَمَّارَةِ ٭ اَللّٰهُمَّ اَجِرْنَا مِنْ شُرُورِ النُّفُوسِ اْلاَمَّارَاتِ الْفِرْعَوْنِيَّةِ ٭ اَللّٰهُمَّ اَجِرْنَا مِنْ شَرِّ النِّسَٓاءِ ٭ اَللّٰهُمَّ اَجِرْنَا مِنْ بَلآَءِ النِّسَٓاءِ ٭ اَللّٰهُمَّ اَجِرْنَا مِنْ فِتْنَةِ النِّسَٓاءِ ٭ اَللّٰهُمَّ اَجِرْنَا مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ ٭ اَللّٰهُمَّ اَجِرْنَا مِنْ عَذَابِ يَوْمِ الْقِيٰمَةِ ٭اَللّٰهُمَّ اَجِرْنَا مِنْ عَذَابِ جَهَنَّمَ ٭ اَللّٰهُمَّ اَجِرْنَا مِنْ عَذَابِ قَهْرِكَ ٭ اَللّٰهُمَّ اَجِرْنَا مِنْ نَارِ قَهْرِكَ ٭ اَللّٰهُمَّ اَجِرْنَا مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ وَ النِّرَانِ ٭ اَللّٰهُمَّ اَجِرْنَا مِنَ الرِّيَاءِ وَ السُّمْعَةِ وَ الْعُجُبِ وَ الْفَخْرِ ٭ اَللّٰهُمَّ اَجِرْنَا مِنْ تَجَاوُزِ الْمُلْحِد۪ينَ ٭ اَللّٰهُمَّ اَجِرْنَا مِنْ شَرِّ الْمُنَافِق۪ينَ ٭ اَللّٰهُمَّ اَجِرْنَا مِنْ فِتْنَةِ الْفَاسِق۪ينَ ٭ اَللّٰهُمَّ اَجِرْنَا وَ اَجِرْ وَالِدَيْنَا وَ طَلَبَةَ رَسَٓائِلِ النُّورِ الصَّدِق۪ينَ ف۪ى خِدْمَةِ الْقُرْاٰنِ وَ اْلا۪يمَانِ وَ اَحْبَابَنَا الْمُؤْمِن۪ينَ الْمُخْلِص۪ينَ وَ اَقْرِبَٓائَنَا وَ اَجْدَادَنَا مِنَ النَّارِ

Eller yukarı çevirilir :



بِعَفْوِكَ يَا مُج۪يرُ بِفَضْلِكَ يَا غَفَّارُ ٭ اَللّٰهُمَّ اَدْخِلْنَا الْجَنَّةَ مَعَ اْلاَبْرَارِ ٭ اَللّٰهُمَّ اَدْخِلْنَا الْجَنَّةَ مَعَ اْلاَبْرَارِ ٭ اَللّٰهُمَّ اَدْخِلْنَا وَ اَدْخِلْ اُسْتَادَنَا سَع۪يدَ النُّورْس۪ى رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُ وَ وَالِدَيْنَا وَ طَلَبَةَ رَسَٓائِلِ النُّورِ الصَّدِق۪ينَ وَ اِخْوَانَنَا وَ اَخَوَاتِنَا وَ اَقْرِبَٓائَنَا وَ اَجْدَادَنَا وَ اَحْبَابَنَا الْمُؤْمِن۪ينَ الْمُخْلِص۪ينَ ف۪ى خِدْمَةِ اْلا۪يمَانِ وَ الْقُرْاٰنِ اَلْجَنَّةَ مَعَ اْلاَبْرَارِ صَلِّ عَلٰى نَبِيِّكَ الْمُخْتَارِ وَ اٰلِه۪ اْلاَطْهَارِ وَ اَصْحَابِهِ اْلاَخْيَارِ وَ سَلِّمْ مَادَامَ الَّيْلُ وَ النَّهَارُ اٰم۪ينَ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ


٭ ٭ ٭ ٭ ٭

سُبْحَانَ اللهِ وَالْحَمْدُ ِللهِ وَلآَاِلٰهَ اِلاََّ الله ُ وَالله ُ اَكْبَرُ ٭ وَلاَحَوْلَ وَلاَقُوَّةَ اِلاَّبِاللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ


بِسْـــــمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيـمِ


اَلله ُلآَ اِلَهَ اِلاَّ هُوَ الْحَيُّ اْلقَيُّومُ ٭ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ ٭ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي اْلأَرْضِ ٭ مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ اِلاَّ بِإِذْنِهِ ٭ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ ٭ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِهِ اِلاَّ بِمَا شَآءَ ٭ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَاْلأَرْضَ ٭ وَلاَ يَؤُدُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ ٭

33 defa
سُُبْحَانَ اللّٰهِ

33 defa

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ

33 defa

اَللّٰهُ اَكْبَرُ

٭ ٭ ٭ ٭ ٭

لآَاِلٰهَ اِلاَّاللّٰهُ وَحْدَهُ لاَشَرِ يكَ لَهُ ٭ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِى وَيُمِيتُ ٭ وَهُوَالْحَيُّ الَّذِي لاَيَمُوتُ بِيَدِهِﭐلْخَيْرُ ٭ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍقَدِيرٌ ٭ وَاِلَيْهِ الْمَصِيرُ ٭


Duadan sonra; 1 defa فَاعْلَمْ اَنَّهُ ve 33 defa لآَاِلٰهَ اِلاَّالله dedikten sonra sonuna



مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ تَعَالٰى عَلَيْهِ وَ سَلَّمَ

بِسْـــــمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيـمِ


اِنَّ اللّٰهَ وَ مَلَٓئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِىِّ يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَ سَلِّمُوا تَسْل۪يمًا ٭ لَبَّيْكَ

٭ ٭ ٭ ٭ ٭

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَٓى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بِعَدَدِ كُلِّ دَٓاءٍ وَدَوَٓاءٍ وَبَارِكْ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلَيْهِمْ تَسْلِيمًا كَثِيرًا


اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَٓى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بِعَدَدِ كُلِّ دَٓاءٍ وَدَوَٓاءٍ وَبَارِكْ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلَيْهِمْ تَسْلِيمًا كَثِيرًا


اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَٓى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بِعَدَدِ كُلِّ دَٓاءٍ وَدَوَٓاءٍ وَبَارِكْ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلَيْهِمْ تَسْلِيمًا كَثِيرًاكَثِيرًا


٭ ٭ ٭ ٭ ٭

صَلِّ وَ سَلِّمْ يَا رَبِّ عَلٰى حَب۪يبِكَ مُحَمَّدٍ وَ عَلٰى جَم۪يعِ اْلاَنْبِيَٓاءِ وَ الْمُرْسَل۪ينَ وَ عَلَٓى اٰلِ كُلٍّ وَ صَحْبِ كُلٍّ اَجْمَع۪ينَ اٰم۪ينَ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ



٭ ٭ ٭ ٭ ٭

اَلْفُ اَلْفِ صَلاَةٍ وَ اَلْفُ اَلْفِ سَلاَمٍ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللّٰهِ

اَلْفُ اَلْفِ صَلاَةٍ وَ اَلْفُ اَلْفِ سَلاَمٍ عَلَيْكَ يَا حَب۪يبَ اللّٰهِ

اَلْفُ اَلْفِ صَلاَةٍ وَ اَلْفُ اَلْفِ سَلاَمٍ عَلَيْكَ يَٓا اَم۪ينَ وَحْىِ اللّٰهِ

٭ ٭ ٭ ٭ ٭

اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ وَ بَارِكْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَٓى اٰلِه۪ وَ اَصْحَابِه۪ بِعَدَدِ اَوْرَاقِ اْلاَشْجَارِ وَ اَمْوَاجِ الْبِحَارِ وَ قَطَرَاتِ اْلاَمْطَارِ وَ اغْفِرْلَنَا وَ ارْحَمْنَا وَ الْطُفْ بِنَا وَ بِاُسْتَادِنَا سَع۪يدِ النُّورْس۪ى رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُ وَ وَالِدَيْنَا وَ بِطَلَبَةِ رَسَٓائِلِ النُّورِ الصَّدِق۪ينَ يَٓا اِلٰهَنَا بِكُلِّ صَلاَةٍ مِنْهَٓا اَشْهَدُ اَنْ لآَ اِلٰهَ اِلاَّ اللّٰهُ وَ اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ تَعَالٰى عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ

بِسْـــــمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيـمِ


(Sağdan sola doğru satır satır okuyunuz)

يَاحَبِيبُ يَااَلله

يَامُجِيبُ يَااَلله ُ

يَاقَرِيبُ يَااَلله ُ

يَاجَمِيلُ يَااَلله ُ

يَالَطِيفُ يَااَلله

يَامَعْروُفُ يَااَلله ُ

يَاعَطُوفُ يَااَلله ُ

يَارَؤُفُ يَااَلله ُ

يَادَيَّانُ يَااَلله

يَامَنَّانُ يَااَلله ُ

يَاحَنَّانُُ يَااَلله ُ 

يَاعَظِيمُ يَااَلله ُ

يَاسُلطَانُ يَااَلله ُ

يَابُرْهَانُ يَااَلله

يَاَاَمَانُ يَااَلله ُ

يَاسُبْحَانُ يَااَلله ُ

يَارَحْمٰنُ يَااَلله ُ

يَامُتَعَالُ يَااَلله ُ

يَامُحْسِنُ يَااَلله ُ

يَامُسْتَعَانُ يَااَلله ُ


يَافَرْدُ يَااَلله ُ

يَامَجِيدُ يَااَلله ُ

يَاكَرِيمُ يَااَلله ُ

يَارَحِيمُ يَااَلله ُ

يَامَحْمُودُ يَااَلله ُ

يَاصَمَدُ يَااَلله ُ

يَاَاَحَدُ يَااَلله ُ

يَاوِتْرُ يَااَلله ُ

يَاشَاﰱِ يَااَلله ُ

يَاغَنِىُّ يَااَلله ُ

يَاعَلِىُّ يَااَلله ُ

يَاصَادِقَﭐلْوَعْدِيَااَلله ُ

يَاهَادِى يَااَلله

يَابَاقىِ يَااَلله ُ

يَامُعَاﰱِ يَااَلله ُ

يَاكَاﰱِ يَااَلله ُ

يَاجَبَّارُ يَااَلله ُ

يَاقَهَّارُ يَااَلله ُ

يَاسَاتِرُ يَااَلله ُ

يَاقَادِرُ يَااَلله ُ

يَافَتَّاحُ يَااَلله ُ

يَاغَفَّارُ يَااَلله ُ

يَاجَبَّارُ يَااَلله ُ

يَاقَهَّارُ يَااَلله ُ

جَلَّ جَلاَلُهُ وَعَمَّ نَوَالُهُ وَلاَ اِلٰهَ غَيْرُهُ

يَارَبَّ السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضِ يَاذَالْجَلاَلِ وَاْلاِكْرَامِ ٭ نَسْئَلُكَ بِحَقِّ هٰذِهِ اْلاَسْمَآءِ كُلِّهَآ اَنْ تُصَلِّىَ عَلىٰ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلىٰ ٰالِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ٭ وَارْحَمْ مُحَمَّداً كَمَا صَلَّيْتَ وَسَلَّمْتَ وَبَارَكْتَ وَرَحِمْتَ وَتَرَحَّمْتَ عَلىٰ سَيِّدِنَا اِبرَاهِيمَ وَعَلىٰ ٰالِ سَيِّدِنَا اِبرَاهِيمَ ﰱِ ﭐلْعَالَمِينَ ٭ ربَّناَ اِنَّكَ حَمِيدٌ مجَِيدٌ ٭ بِرَحْمَتِكَ يَآاَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ ٭ ٰامِينَ ٭ وَسَلاَمٌ عَليَ الْمُرْسَلِينَ٭ وَالْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ ٭


Allah dualarınızı kabul etsin inşallah,Allah yar ve yardımcımız olsun!..
Devamını Oku »

3.04.2017

Hüma İsminin Anlamı ve Kökeni Nedir?,İsim Olarak Konulabilir mi?

Hüma İsminin Anlami ve Kökeni Nedir İsim Olarak Konulabilir mi
Hüma İsim Olarak Konulabilir mi?
Soru : Kızıma dini isim arıyorum 2017,hüma ismini koyabilirmiyiz,hüma ismi güzel mi?

Hüma isminin anlamı: Devlet kuşu,Saadet, mutluluk.Hüma isminin sözlük anlamı (hüma) Başına konduğu kimseye mutluluk getirdiğine inanılan talih kuşu.
Söylenişi: Hüma
Cinsiyet: Kız çocuklarını konulabilir!..

Hümâ ismi Farsça kökenli olup 'başına konduğu kimseye mutluluk getirdiğine inanılan devlet kuşu, talih kuşu’ ile ‘mutluluk ve saadet’ gibi anlamlara gelir.


Hüma kelimesi de Kur'ân'da geçen bir isim değildir. Farsçadır. Kur'ân'da hüma geçer ama ikil zamirdir. O ikisi demektir. Fakat Farsçada ve Türkçede Hüma kuşu, uğurlu bir kuş, devlet kuşu olarak bilinir.
Hümâ’nın kız çocuklarına isim olarak verilmesinde bir sakınca yoktur.
Hatice Âlime Hüma Hatun, Fatih Sultan Mehmed’in öz annesidir.
Hüma Şah Sultan, I. İbrahim'in nikahlı karısı ve devlet yönetiminde sözü geçmiş bir haseki sultan'dır.
Hüma isminin yanına konulabilecek isimler,hüma isminin yanına isim,hüma ismine uygun isimler ;

Azra: Bakire, el değmemiş,Hz. Meryem’e verilen ad. Ayak basılmamış kum , Delinmem...

Ezra: Pek fasih, sözü düzgün adam. (Kaynak Bilinmiyor) Beyaz kulaklı siyah at. ...

Hazal: Kuruyup dökülen ağaç yaprakları

Hazan: Güz, sonbahar

Hazel: Kuruyup dökülen ağaç yaprakları

Hazen: Hüzün, keder, tasa, gam. (Arapça) Baldız. (Farsça) Kuran’da geçmektedir

Hazime: İhtiyatlı, akıllı kadın.

Hazin: Hüzünlü, kederli.

Hazine: Altın, gümüş, mücevher gibi değerli eşya, servet

İzra: Korkutma. Çok fazla medhetme, aşırı derecede övme. Altın arama. Arşınlama...

Nazra: Bir tek bakış (Kaynak Bilinmiyor).

Yezra: Çoğalma, yayılma. Kuran’da geçmektedi
Devamını Oku »